Konumuz Enver Paşa olmakla birlikte, esasen bu dönem “Üç Paşalar Dönemi” olarak tarihe geçer; hatta üçlü yönetim anlamına gelen Triumvira yönetimiydi.
İttihat ve Terakki Partisi, 31 Mart Vakası başladığında Hareket Ordusu ile İstanbul’a yürüdüğünde asıl lider aslında Mahmut Şevket Paşa idi; kurmay başkanı da Mustafa Kemal Bey idi. Fakat Enver Bey rütbe olarak daha kıdemli olduğu için sonradan gelip orduya katılınca kurmay başkanlığı görevini ondan aldı. Hareket Ordusu, Sultan Abdülhamid’i tahttan indirdi. Mahmut Şevket Paşa Harbiye Nazırı olacaktı. Paşa aslında tam olarak ittihatçı değildi; hatta pek çok konuda onlara muhalif olsa da ittihatçıların en güvendiği paşa idi. O sıralar Enver Bey partide etkili olmakla birlikte henüz düşük rütbede idi. Talat Bey sivil kanadın lideri olmakla birlikte o da henüz paşa değildi. Mahmut Şevket Paşa ile konuşup tartışacak seviyedeydi; fakat Paşa bir defasında Talat Bey’i, “Siz yarım âlimlerdensiniz,” diyerek fena bozmuştur.
Kötü zamanlardı. Mustafa Kemal Bey gibi önemli bazı simalar, ordunun siyasete karıştığı gerekçesiyle İttihat ve Terakki hareketinden ayrılmışlardı. Ki öncesinde Enver, Mustafa Kemal ve Yakup Cemil, Trablusgarp Savaşı’nda omuz omuza yerel halkı örgütleyip İtalyanlara ağır kayıplar verdirmişlerdi. Zaten onlar oradayken başlayan 1. Balkan Savaşı, hezimet ile sonuçlanmıştı. Harbiye Nazırı Frankofil Nazım Paşa idi.
Savaşta hiçbir şey yapmadığı, savaş boyunca içki içtiği dedikoduları yayılmıştı; ne kadar doğrudur bilinmez. Bu olaylar ve epeyce toprak kayıpları üzerine –ki Selanik bile tek kurşun atmadan gitmişti– Enver Bey, başta en yakın fedaileri olan Yakup Cemil, Sapancalı Hakkı gibi cevval tetikçileri ile darbe planladı. İyi bir hatip olan Ömer Naci de bu işin propagandasını yapıp halkı etrafına topluyordu. Hâlâ görevli asker olan bu adamlar Babıali’den içeri girdiler. Enver Bey beyaz bir at üzerindedir. Dikkatli bakmayan gözlere göre de esasen işin darbe olduğu da bariz değildir. Şüphelenip müdahale etmek isteyen birkaç askeri de öldürdükten sonra yönetim katına gelirler. İşi anlayan Savunma Nazırı Nazım Paşa, iri cüssesi ile bunların karşısına dikilir. Belli ki daha önce aralarında geçen diyaloglara binaen “Pezevenkler, siz beni aldattınız!” deyince Enver’in bile koskoca paşayı karşısında görünce bir an eli ayağına dolaşmıştır. Harbiye Nazırı Nazım Paşa yeri göğü inletirken, Yakup Cemil sessizce arkadan yaklaşıp Nazım Paşa’nın kafasına sıkmıştır. Enver Bey bile şoke olmuşken Yakup Cemil “Yahu bu adama laf anlatılır mı?” der.
Yıllar sonra Atatürk’e Yakup Cemil’i sorarlar. Paşam, der ki: “Eğer zamanında bir darbe yapacak olsaydım, yanıma alacağım ilk adam Yakup Cemil olurdu. Darbe bittikten sonra da asacağım ilk adam gene Yakup Cemil olurdu.”
– Zaten Yakup Cemil, bir süre sonra Talat Bey gibi bir adama “Bana bak Talat, biz bu işi yapmasak sen hâlâ komitada çene çalıyordun,” dedi ve Enver bile onu kurtaramadı. İdam edildi. –
Şoku atlatan Enver ve adamları, doğrudan sadrazam yaşlı Kamil Paşa’nın odasına dalarlar ve Enver Bey der ki: “Paşa Hazretleri, derhal istifanızı yazınız.” Kamil Paşa “Kuvvet-i askeriyeden gelen lüzum üzerine istifa ediyorum,” yazınca Enver Bey, “Paşa Hazretleri, ‘Halktan gelen lüzum üzerine’ yazınız,” deyince Kıbrıslı Kamil Paşa münakaşaya girmeden bu şekilde istifasını yazar.
Enver Bey’in de telkinleriyle Padişah Mehmet Reşat, sadrazamlık makamına Mahmut Şevket Paşa’yı getirmiştir. Bu görev yaklaşık 4 ay sürecekti.
Sadrazam Mahmut Şevket Paşa, Harbiye Nezareti’nde (günümüzde İstanbul Üniversitesi ana kampüs, büyük kapının olduğu yer) çalışmalarını tamamlayıp arabası ile çıkmıştı. Babıali’ye (başbakanlık) yani asıl makamına gidiyordu. Tam da günümüz tramvay hattının bulunduğu araç yoluna kapalı, Çemberlitaş’a gelmeden biraz önce Saka Çeşmesi yanında araç, bir cenaze merasiminden dolayı duraklar. Önceden tertibat alan 6 kişilik suikastçı ekip zaten bu anı kollamaktadır, anında saldırıya geçerler. Doğrudan paşaya odaklandıklarından Mahmut Şevket Paşa ve yaverini hemen öldürürler. Öndeki şoför ve arkadaki iki kişi ya atletik olmalarından ya da can havliyle direk arabadan atlarlar. Biri yaralı, öbür ikisi yarasız kurtulurlar.
Sadrazam Mahmut Şevket Paşa olay yerinde hayatını kaybetmiştir. O sırada İstanbul muhafızı (günümüzde İstanbul Emniyet Müdürü) olan, daha önce bahsettiğimiz Cemal Bey (daha sonra Cemal Paşa) olaya yakın bir yerdedir. Silah seslerini duymuştur. Dirayetli bir adamdır; bütün katilleri tek tek yakalayacaktır, hatta planlayıcıları bile.
Mahmut Şevket Paşa gibi dirayetli bir sadrazamın ölmesi, aslında üç kişinin önünü açacaktır.
Bir varmış, bir yokmuş…
📌 Not: Yazımıza yorum yapma seçeneği sitemizde kapalıdır. Ancak bu tarihi olay hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşmak isterseniz, sizi sosyal medya hesaplarımıza bekliyoruz!
👉 Instagram: @bizyaziyoruzcom
👉 X (Twitter): @bizyaziyoruzcom