Koronavirüs Tehlikesi [Güncel] #EvdeKal

Koronavirüs Tehlikesi [Güncel] #EvdeKal. Çin’in Wuhan kentinden yayılmaya başlayan Korona virüsü için dünya alarma geçti. Korona virüsünün özellikleri henüz ortaya çıkmasa da soğuk algınlığı virüsü olarak tahmin ediliyor. Bu virüs deniz ürünlerinden ortaya çıktığı düşünülüyor.

Korona virüsü tehlikesi , Çin’de ortaya çıktı ve bugüne(24/01/2020) kadar 830 a vaka sayısının olduğu ve 26 kişinin ölümüne sebep oldu. Durum böyle olunca Türkiye sınırlarında ve belirli havalimanlarında termal kamera sistemi kuruldu.

Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak yapmış olduğu açıklamada; kurulan termal kameraların önlerinde geçildiği zaman vucüt ısısının 38 derece üstü olan kişilerin tespit edilerek gruplara ayırıyor ve daha sonra gerekli tanı ve tedavileri için hastanedeki sürecin başladığını bildirdi.

İstanbul Havalimanında ilk önce Çin’den gelen yolcu uçakları ve kargo uçakları dikkatli bir şekilde inceleniyor ve sterilize ediliyor. Termal kontrollerin İstanbul Havalimanında ikinci bir açıklamaya kadar sistemin kurulu olacağı bildirildi.

Çin’de geliştirilen tanı kiti sayesinde hızlı bir şekilde günde 10-15 bin kişi üzerinde koronavirüs testi yapılacak.

Hastalığın Çin’de başlamasına rağmen 28 Mart 2020 itibariyle en çok hastalığa yakalanan ülke 116.505 kişiyle Amerika Birleşik Devletleri, en çok ölüm gerçekleşen ülke 10.023 kişiyle İtalya, hastalıktan en çok kurtulan ülke ise 75.100 kişi olarak Çin oldu.

Koronavirüsünden kurtulmak için neler yapmalıyız?

Koronavirüsün herhangi bir tedavisi bulunmamaktadır. Birçok ilaçların bu virüs üzerindeki etkileri ve sonuçları halen araştılmaktadır.

El ve yüz temizliğine önem vermeliyiz. Ellerimiz gün içerisinde her yerle temas ettiği için ellerimizi bol sabunlu suyla yıkamalıyız. Ellerimizı yıkamadan yüzümüzle temasta bulunmamalıyız.

Hastalarla aranızda fiziki olarak mesafe bulundurmalısınız. Öksüren kişilerin ağız ve burunlarını peçete ile kapatmaları ve daha sonra peçeteyi tek kullanımdan sonra atmaları gerekmektedir. Peçete yok ise dirsek içinin ağız ve buruna tutarak öksürmeleri gerekir.

Unutmayalım koronavirüs, hasta bireylerin öksürmesi ve aksırması yoluyla havaya saçılan damlacıkların solunmasıyla bulaşmaktadır.

*Bu bilgiler tamamıy

Türkiye’de Koronavirüs görüldü!

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası görüldü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca; ilk hastanın Avrupa temaslı erkek bir şahsın olduğunu ve gerekli tüm tedbirlerin alındığını söyledi. Koronavirüse yakalananların hangi şehirde oldukları henüz açıklanmadı.

27 Mart 2020 itibariyle Türkiye’de toplam 47.823 kişiye koronavirüs testi yapıldı. Koronavirüse yakalanan insan sayısı 5.698 , Koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 92, kurtulan hasta sayısı ise 42 olarak belirlendi.

Koronavirüs Tehlikesi [Güncel] #EvdeKal

Rakamlarla Türkiye’de Koronavirüsü !

01 Mart 2020 tarihinde Türkiye’de ilk koronavirüs vakası görüldü.

13 Mart 2020 tarihinde Türkiye’deki koronavirüs vakası 5 olarak belirlendi.

14 Mart 2020 tarihinde Türkiye’deki koronavirüs vakası 6 olarak belirlendi.

15 Mart 2020 tarihinde Türkiye’deki koronavirüs vakası 18 olarak belirlendi.

16 Mart 2020 tarihinde Türkiye’deki koronavirüs vakası 47 olarak belirlendi.

17 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki ilk koronavirüs vakasından 89 yaşında bir kişinin ölümü gerçekleşti. Koronavirüs vakası 98 olarak kayıtlara geçti.

18 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından 61 yaşındaki bir kişinin ölümü gerçekleşti. Böylece Türkiye’de ölüm sayısı 2 oldu. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 191 olarak belirlendi.

19 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 4’e yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 359 olarak belirlendi.

20 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 9’a yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 670 olarak belirlendi.

21 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 21’a yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 947 olarak belirlendi.

22 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 30’a yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 1.236 olarak belirlendi.

23 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 37’ye yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 1.529 olarak belirlendi.

24 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 44’e yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 1.872 olarak belirlendi.

25 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 59’a yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 2.433 olarak belirlendi.

26 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 75’e yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 3.629 olarak belirlendi.

27 Mart 2020 itibariyle Türkiye’deki koronavirüs vakasından ölen kişi sayısı 92’ye yükseldi. Toplamda koronavirüse yakalanan insan sayısı 5.698 olarak belirlendi.

 

Rakamlarla Dünya’da Koronavirüs !

05 Mart 2020 tarihi itibariyle dünya genelinde hastalığa yakalananların sayısı 95.423 kişi, hastalıktan kurtulanların sayısı 53.298 kişi, hastalıktan ölenlerin sayısı 3.286 kişi.

12 Mart 2020 tarihi itibariyle, dünya genelinde hastalığa yakalananların sayısı 127.749 kişi, hastalıktan kurtulanların sayısı 68.305 kişi, hastalıktan ölenlerin sayısı 4.717 kişi.

16 Mart 2020 tarihi itibariyle, dünya genelinde hastalığa yakalananların sayısı 169.387 kişi, hastalıktan kurtulanların sayısı 77.257 kişi, hastalıktan ölenlerin sayısı 6.513 kişi.

28 Mart 2020 tarihi itibariyle, dünya genelinde hastalığa yakalananların sayısı 649.904 kişi, hastalıktan kurtulanların sayısı 137.283 kişi, hastalıktan ölenlerin sayısı 30.313 kişi.

Canlı Koronavirüs haritasını takip etmek için tıklayınız.

Koronavirüs Tehlikesi [Güncel] #EvdeKal

Dutun Faydaları

Dutun Faydaları, saymakla bitmez. Birçok vitamini içeriğinde bulunduran dut, kansızlıktan kalp hastalığına, kanserden enfeksiyon hastalıklarına kadar bir çok hastalığa iyi geliyor. Dutun faydaları nda diş sağlığına, görme yeteneğinin gelişimine ve saçlara iyi geldiği biliniyor.

Dut, ılıman iklimlere sahip ülkelerde yetişen bir meyvedir. Morus Alba ağacında yetişen dut, tatlı bir meyvedir. Dutun 20 ye yakın çeşidi bulunmaktadır. Dutun yeşil, siyah ve mavi olmak üzere 3 ana yapısı vardır. İsteyenler kuru isteyenlerde taze olarak tüketebilir.

Dutun Faydaları

1 avuç dut tüketimi yapmak günlük lif ihtiyacımızın %20 sini karşılamaktadır. Aynı zamanda dut hem çözünür hem de çözünmez lif için ideal bir kaynaktır. Çözünür lif, kolesterol seviyesini azaltmada ve kan şekerlerini kontrol etmede yardımcı olmaktadır.

Dutta bulunan antioksidandan dolayı kansere ve yaşlılığa karşı koruma kalkanı görevi yapmaktadır. Dut, C vitamini için oldukça yüksek bir mevye çeşididir. C vitamini de vücutta hasar almış dokuları onarmak için önemli bir vitamindir.

Dutta bulunan demir, özellikle kuru dutta bulunan demir vücudun günlük demir ihtiyacının %30 unu karşılamaktadır. Demir bulunduğundan vücutta kansızlığı önlemektedir. Duttaki demir, oksijen bakımından zengin olan kan hücrelerini taşımaya yardımcı olmaktadır. Böylece yorgunluk hissiyatımızı azaltmaktadır.

Günlük bir avuç dut tükettemek, vücuttaki hasarlı kemikleri ve dokuları onardığı gibi bir çok hastalığa karşı da bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Dut tüketimi cilt hastalıklarını önlediği gibi cildin gençleşmesine de yardımcı oluyor.

Her sabah güne 3-4 adet dut yiyerek başlayabilirsiniz. Dut vücuttaki yorgunluğu alacağı gibi günlük c vitaminizin de büyük bir kısmını karşılayacaksınız.

Kilo vermek isteyenler dut tüketimini düzenli yapabilirler. Dut iştahınızı azalttığı gibi sindirimin hızlanmasında yardımcı olacaktır.Dut tüketmek uzun bir süre tok tutar vücudu.

Dutun faydaları isimli yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. | Bizyaziyoruz.com

Şehir Simitleri

Şehir Simitleri, her ilin kendine özgü meşhur yiyecekleri vardır. Bazıları da her şehir tarafından yapılır. Bunlardan biri de “Simit”tir. Her ne kadar her şehirde simit yapılsa da bazıları ön plana çıkmaktadır. Kimi şehirlerde “kel simit” kiminde “gevrek” kiminde ise “susamlı kebap” olarak anılmakta.

Ankara Simidi

Hamurun pekmez ve susamla birleşmesi sonucu ortaya çıkan bir ve yemesi lezzetli bir simit. Yumuşak bir dokuya sahip olan simit, diğer simitlere göre bir kez pişiriliyor. Bunun sebebi de hamuru pekmeze batırmış olmak. Ankara’yı ziyaret eden misafirlerin yanlarında hediye olarak götürüyor.

Eskişehir Simidi

Eskişehir simidinin yeri ayrı. Eskişehir’de bulunan kalabak suyu ile yapılan simit diğer simitlere oranlara daha koyu renkli oluyor. Taş fırınlarda odun ateşlerinde pişirilen simitlerin tadına doyum olmuyor.

Kırklareli Simidi

Kırklareli Simidi, içinde bulunan az süt ile tazeliğini uzun süre koruyan bir simit. Bölgedeki buğdaylardan üretilen un ile az yağ ve şeker konularak meşe odunuyla pişirilmekte.

İzmir Simidi

Gevrek, simitten öte bir şey diyor İzmirliler. Simit isterseniz ne istediğiniz pek anlaşılmayabilir. İzmir’de simitlere gevrek denildiğini unutmayalım. Hamurun pekmezle birleşmesinden sonra kısa bir süre kaynatıldıktan sonra susamla süslenir. Olayın sonunda isminin hakkını veren gevrek gibi gevrek (simit) ortaya çıkıyor.

İstanbul Simidi

İstanbul yerlilerine göre eskilerde yapılan simitlerin yerini şu sıralarda yapılan simitlerin vermediği söyleniyor. Şehir simitleri arasında en çok tüketilen simit olarak listenin başında geliyor. İstanbul simidi, hazırlanış şekli ile diğer simitlerden ayrı olarak tutuluyor.

Osmaniye Simidi

Osmaniye simidi, denildiği zaman akla şalgam da gelir. Simit ve şalgam, bölgeyi ziyaret edenlerin kesinlikle tadına baktığı muhteşem ikili.Osmaniye simidinin hamurunun inceliği ve yavaş pişmesi ve kırmızıya yakın rengi ile tadını diğer simitlerden ayırıyor.

Trabzon Simidi

Herkesin alışkın olduğu normal boyuttaki simitlere göre küçük boyutta hazırlanan Trabzon simidi, hem susamlı hem de susamsız olarak üretiliyor. Trabzon simidi, fırından çıktığında yenilirse tekrar tekrar yemek isteyeceksiniz. Simit, biraz beklediğinde sıcaklığı soğuduğundan sertleşiyor.

Rize Simidi – Kerkeli

Adı her ne kadar Rize Simidi olarak anılsa da tüm Karadeniz simidi veya Kerkeli simidi olarak bilinmekte. Simit, Ruslardan bu topraklara geçtiği söyleniyor. Simidin sertliğinden yemek için sağlam dişlere sahip olmak gerekiyor. Simitte susam bulunmadığından dolayı halk arasında “kel simit” olarak da bilinmekte.Bu simidin kalorisi çok az bulunduğundan tüketim sayısını arttırıyor.

Şehir simitleri her ilin kendine özgü yapılış ve hazırlanış şekilleri ile ortaya farklı tatlarda simitler ortaya çıkıyor.

Kefirin Yararları

Kefirin yararları , sizler için araştırdık ve bilinen ve bilinmeyen yararlarını sizler için derledik. Bağırsak ve sindirim sistemi ile dost olan kefir, yoğurttan da güçlü ve zengin bir probiyotiktir.

İnek ya da keçi sütünden yapılan kefir besin kaynağı olarak çok zengindir. Dışarıda marketlerde satılan kefirlere pek güveniniz yoksa, evde kendi imkanlarınız ile de kefir yapabilirsiniz. Bunun için internette çok fazla blog yazısı ve video bulacağınızdan eminim.

Kefir, K2 vitamini bulunduğundan vücuttaki kırık riskini azalttığı görülmüştür. Aynı zamanda kemikteki kalsiyumu arttırdığından kemiklerin güçlenmesini ve kemik yoğunluğundan dolayı da kırılmaları önlediği bilinmektedir.

Kefirin yararları ndan en çok dikkat çekeni ise ; Kansere karşı vücudu koruduğu gibi meme kanserinde oluşan kanser hücrelerini %56 oranında azalttığı, aynı zaman da yoğurdun da %14 azalttığı görülmüştür.

Kefirin içinde bulunan probiyetikler sayesinde sindirim sistemini düzene soktuğu ve enfeksiyona karşı da güçlü bir rol oynandığı düşünülmektedir. Kefirdeki probiyotikler zararlı bir çok bakterilerin de gelişiminleri engellediği bilinmektedir. Halk arasında da astım hastalıklarına ve alerjik durumlara da iyi geldiği söylenmektedir.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için günde 1 adet kefir içiyoruz. Sizin de kefir kullanmanızın iyi geleceği düşüncesindeyiz. Sağlıklı ve mutlu günlerimiz olsun.

Trafik Işıkları Projesi

Trafik Işıkları Projesi, yiyecek ve içecek tüketimi konusunda tüketicilere yardımcı olacak.

Trafik Işıkları Projesi Nedir ?

Yiyecek ve içeceklerin üzerine uygulanacak olan kırmızı, sarı ve yeşil renkler, ürünlerdeki her 100 gramdaki şeker ve tuz oranlarını belirleyecek. Böylece tüketici almış olduğu ürünün sağlığa yararlı mı zararlı mı olduğunu paketteki renkten anlayabilecek.

Kırmızı renkli etiketler ; Her 100 gramda 22,5 gram şeker ile 1,5 gramdan fazla tuz bulunan yiyecek ve içeceklere uygulanacak. Bu renkteki ürünlerin tüketilmemesi veya oldukça az tüketilmesi önerilmektedir.

Sarı renkli etiketler; Her 100 gramda en fazla 22,5 gram şeker ile en fazla 1,5 gram tuz bulunan yiyecek ve içeceklere uygulanacak. Bu renkteki ürünlerin dikkatli ve sınırlı tüketiminin yapılması önerilmektedir.

Yeşil renkli etiketler; Her 100 gramda 0,5 gramdan daha az şeker ile e 0,3 gramdan daha az tuz bulunan yiyecek ve içeceklere uygulanacak. Bu renkteki ürünleri güvenle tüketilebileceği önerilmektedir.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk yaptığı açıklamada; “Türkiye’de obez nufüsunun arttış gösterdiği ve yaklaşık olarak 3 milyondan fazla obez bulunduğu, aynı zamanda obezlerin 1,8 milyondan fazlasını ise 0-18 yaş arası gençler olduğu yapılan araştırma sonucu anlaşılmıştır.

Trafik Işığı Projesinde amaç etiketlere okumayan bir toplum olarak biz de yiyecek ve içeceklerin renklendirilmesini böylece, kırmızı renkte olan bir ürün aile (anne, baba ve çocuk) tarafından alınmayacağı, sarı renkte ürünü gördüğünde ise sınırlı sayıda ve az tüketebileceğini, yeşil renkte gördüğü ürünü ise istediği kadar ve güvenle tükebilecek.” şeklinde konuştu.

Trafik Işığı Projesi 2020 yılının Ocak ayında yürürlüğe girmesi düşünülüyor. Bu proje daha önce Meksika, İngiltere ve Ekvador’da yapılmış ve başarılı sonuçlar elde edilmiş.

Yoğurt ve Lifli Gıdalar

Yoğurt ve Lifli gıdalar akciğer kanser riskini azaltıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden 1.4 milyon yetişkin insan üzerinde yapılan inceleme sonucunda yoğurt ve lifli gıdalar tüketen insanların akciğer kanserine yakalanma riskinin azaltılabileceği görüldü.

Amerika Birleşik Devleti’nin Vanderbilt Üniversitesi‘nde yapılan araştırma sonucunda bir grup yetişkin insan her gün yoğurt ve lifli gıdalar tüketti. Araştırmanın sonucunda her gün yoğurt ve lifli gıdalar tüketen yetişkin insanlar, hiç tüketmeyen insanlara oranla yüzde 33 akciğer kanserine yakalanma riskinin az olduğu görüldü.

Yoğurt ve Lifli Gıdalar Tüketmek, Akciğer Kanser Riskini Azaltıyor.

Günlük en az bir kase yoğurt tüketenlerde ise tüketmeyenlere oranla yüzde 20 akciğer kanserine yakalanma riskinin az olduğu tespit edilmiştir.

Daha önceki araştırmalar sonucunda da yoğurt ve lifli gıdaların, sindirim sistemi ve kalp-damar hastalıklarına karşı da koruyucu özelliğinin olduğu tespit edilmişti.

Vanderbilt Üniversitesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Tennessee eyaletinde bulunmaktadır.

Araştırma sonuçlarını ‘Jama Oncology‘ dergisinde yayımlandı.

Çocuklar için Diş Fırçalama Alışkanlığı

Çocuklar için Diş Fırçalama Alışkanlığı kazandırmak oldukça güçtür. Unutmayalım ki, küçük yaşta öğrendiğimiz bilgileri gelecek yaşamımıza da yansıtıyoruz. İleri yaşlarda bu alışkanlığı kazanmak oldukça zor olabilir. Sonuçta atalarımızın dediği ağaç yaşken eğilir sözünü de unutmamak gerek.

Diş fırçalamak, kalıcı ve sağlıklı dişlerin oluşumunda önemli bir rol oynar. Çocuklarınızı en az 6 ayda bir diş hekimine götürerek gerekli kontrolleri yaptırın.

Aile büyükleri çocuklara her zaman rol-model olmuşlardır. Ebeveynler eğer dişlerini fırçalamıyorlarsa çocuğun da bu alışkanlığı alması zor olabilir. Ebeveynler çocukları ile dişlerini fırçaladıkları takdirde bu alışkanlık çok kolay gelişecektir. Çocukların sevdikleri film karakterlerinden oluşmuş olan diş macunu ve diş fırçası almak işleri kolaylaştıracaktır. Farklı renklerde macun ve diş fırçası kullanmak çocuğunuzun hoşuna gidecek ve bunu günlük bir oyun haline getirecektir.

Çocuğunuz eğer abur cubur çok tüketiyor ve buna engel olamıyorsanız en basit çözümlerden biri; ufak bir ayna sayesinde çocuğunuzun dişlerini onlara gösterin. Dişlerini fırçalamasını sağlayın tekrar dişlerini ayna yardımı ile gösterdikten sonra aradaki farkı ve abur cuburun dişler üzerindeki etkilerinden bahsedin. Çocuklar için diş fırçalama kolay gibi görünmüyor ama çocuklar alıştıktan sonra siz söylemezseniz de kendileri her yemek yada bir şey yiyip içtikten sonra kendileri fırçalayacaktır.

Banyoya, çocuklarınızın boyunun yetişebileceği bir yer yapın. Diş fırçalama alışkanlığı bu sayede daha kolay olacaktır. Kendileri tek başına yaptıkları durumlar alışkanlık kazanmalarını sağlayacaktır. Çocuklar dişlerini fırçaladıktan sonra onlara küçük sürprizler yapın ve güzel göründüklerinden bahsedin. Bu motive çocuklar için diş fırçalama alışkanlığı kazandıracaktır.

Hayatı Kolaylaştıran Bilgiler

Hayatı kolaylaştıran bilgiler i sizlerle paylaşacağız. Günümüz dünyasında yaşamak özellikle sağlıklı yaşamak zorlaşmıştır. Çevre kirliliği, sağlık problemleri ve kalabalıklaşan nüfus ile bu durum daha da karmaşıklaşmıştır.

Hayatı Kolaylaştıran bilgiler;

Her gün rutin olarak en az 1 saat yürümek, 2-3 litre arası su içmek, bol bol gülümseyin, iyi bir uyku almak, sevginizi etrafınızla paylaşmak ve en önemlisi tek eşli yaşamak, balık yemek, ceviz yemek, türk kahvesi içmek, bitter çikolata yemek, maden suyu içmek, yeşil/beyaz ve bitki çayları içmek, tahıllı ürünler tüketmek, mevsiminde meyve ve sebze yemek sizi hem mutlu edecek hem de sağlığınızı koruyacaktır.

Hayatınızı zorlaştırmayın;

Uykusuz kalmayın çünkü enerjiniz sizin psikolojinizi etkileyecektir. Duygularınızı iç dünyanıza atmayın, sigara içmeyin, gereksiz yere öfkelenmeyin, mevsimi gelmeyen meyve ve sebzeleri tüketmeyin, koruyucu içeren maddeler içeren ürünleri tüketmeyin, gürültülü ortamlardan uzak durun, uyumadan önce sizi rahatsız edecek yemekler yemeyin, Alkolü azaltın, asitli ve şeker eklenmiş içecekler içmeyin, doymuş yağ içeren şarküteri ürünleri, aşırı tuzlu ürünler tüketmeyin, beyaz un tüketimini azaltın, mutsuz olmayın, olumsuz koşullardan bir an önce kurtulun, gülümsemeyi eksik etmeyin, sağlığınız ve mutluluğunuz için etki edecektir.

Hayatı kolaylaştıran bilgiler isimli yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Bana Göre Doğallık Nedir?

İlişkiler ve dış görünüşler dahil olmak üzere artık doğal olan ürün ya da kişiler bulmakta zorlanıyoruz. 700 sene öncesinin büyük düşünürü Mevlana ne de güzel ifade etmiş bir cümlede doğallığı: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” Önce kendimizden, davranışlarımızdan akmalı doğallık…

Peki, doğallık bana göre nedir?

1. Herkesin “Artık botoks zamanın gelmiş, kırışıklıkların çok kötü duruyor” demesine rağmen yüzümdeki çizgilerle mutlu mesut dolanabiliyor olmaktır. Sıklıkla karşılaştığım bir durum olduğu için yazma gereği duydum.

2. Her türlü iş, eş, arkadaş, aşk, gündelik hayat ilişkilerinde dürüst olup karşındakinin gözlerinin içine bakıp gerçekleri söyleyebilmektir.

3. Sevmediğin hayatında istemediğin kişilere zoraki, yapmacık gülümsemeler vermemektir. Yeri geldiğinde onları hayatından çıkarma cesaretini gösterebilmektir.

4. Gülmek istediğin her an doya doya gülmek ve etrafındakileri güldürebilmektir.

5. Evinin etrafını yapay çiçeklerle süslemek değil, az da olsa doğal bitkilerle çevrelemektir.

6. “Onlar ne der acaba?” diye düşünmeden dilediğince, korkusuzca yaşamaktır.

7. Yemek sonrası eve geldiğinde dişinin arasında tüm gece sıkışmış kalmış maydanozu gördüğünde takılmamak ve hatta herkesin seni böyle görmeye mecbur kaldığı için kıs kıs gülebilmektir.

8. Salatalığı, domatesi, elmayı, mandalinayı dalından koparıp ağzını şapırdatarak ve sularını akıtarak yiyebilmektir.

9. Çocuğunu çimlerin üstüne bırakmak ve dilediği gibi oynamasına, yerlerde yuvarlanmasına izin vermektir; bir gün önce yağmur yağmış ve her yer çamur olsa bile.

10. O gün kimseyi takmayarak içinden nasıl geldiyse öyle giyinmektir. Herkes sen işe giderken senin düğüne gittiğini düşünebilir ama kimin umurunda? Senin canın öyle istemiş, ne güzel!

11. İnekten gelen sütün kokusunu içine çeke çeke o sütü içmektir ve kalanıyla da nohut mayasıyla tamamen doğal yoğurt yapmaktır.

12. Doğanın karşısında ayaklarını uzatıp güzel bir dergi veya kitap okumaktır mumlar eşliğinde.

13. İçinizdeki çocuğun her daim yaşamasına izin vermektir.

14. Evde saksıda fesleğen, nane, kişniş yetiştirebilmektir.

15. Spor yaparken doğaya bakabilmektir.

16. Diyetteyken sadece kalori kısıtlaması yapmak değil aynı zamanda sana kötü hissettiren insanların sayısında da azaltma yapabilmektir.

17. Ambalajı güzel- “Al beni” diyen ama içi yapay maddeler dolu paketli gıdalar tüketmediği gibi, dışını güzel paketlemiş ama gerçek içeriğini saklayan insanlardan da uzak durabilmektir.

18. Mekanını doğallıkla döşeyebilmektir.

19. Dudakları gülerken gözlerinin içinin de gülüyor olmasıdır.

20. Acaba sosyal medyada kaç takipçim olacak, kaç beğeni alacağım endişesi duymadan yaşamaktır.

21. Komşuna habersiz gittiğinde sana “Aç mısın? Yemek ister misin?” diye sorduğunda “Ayy zahmet olmasın, gerek yok” gibi yapmacık laflara girmeden “Evet açım, yemekte ne var?” diyebilmektir.

22. Çocuğuna ilk yemeklerini tattırırken onları en ham, en yalın halinde verebilmektir, pilavın içine kabağı saklamadan kabak olarak vermek, balığı balık olarak yedirmektir. İçinde acaba sevmezse, yemezse endişesi, korkusu taşımadan…

23. Başkaları ne düşünür diye annelik yapmaya çalışmak yerine kendi hisleriyle çocuğuna en iyisini yapmaya çalışmaktır.

24. “Kimse beni beğenmezse” ya da “Beni deli zannederlerse” diye düşünmeden pedikürden çıktığında kış vakti parmak arası terliklerle evine kadar geri yürümektir.

25. Vücudunun sinyallerini dinleyip bazen çok yemek istediğinde serbest bırakmak ve bu durumun geçici olduğunu bilmektir.

26. Seni makyajlı gördüklerinde insanların şaşırmasıdır.

27. Bazen aptal durumuna düştüğünde bunu sonradan gülerek etrafındakilerle paylaşabilmektir.

28. Bir şey “pahalı” geliyorsa karşındaki satıcıya yüz bin tane “Ayy yok beğenmedim, esasında basit duruyor” gibi yalanlar söylemek yerine “Bu benim için pahalı” diyebilmektir.

29. Bir film izlerken ağlamak istediğinde yanındakinden ya da sinemada etrafında oturanlardan çekinmeden doya doya ağlayabilmektir.

30. Bazen başarısız olduğunda bunu da kabullenebilmektir.

31. Acıktığında yiyip, doyduğunda yemeyi bırakabilmektir.

Didem Kanca Üstay

Tatile giderken yanımıza neler almalıyız?

Tatile giderken yanımıza neler almalıyız?

Tatile çıkarken en büyük sıkıntılarımızdan biri; çantamıza neler koyalım, yanımızda neler bulunsun soruları olur. Bu da bizi stresimizi atmak için çıktığımız tatilde ufakta olsa tatile çıkmadan bir strese girmemize sebep olur.

Tatildeki sırt çantanızın kaliteli olmasına dikkat ediniz. Daha sonra omuzlarınızda ya da belinizde rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

Çantamızın ağır olmaması tatilde özgürce hareket etmemize katkı sağlayacaktır. Götüreceğimiz eşyaların yarısını götürmemiz sırtımızda ya da elimizde taşıyacağımız yükün hafif olması enerjimizin daha geç tükenmesine sebep olacaktır. Yurt içi – yurt dışı, yaz – kış hiç farketmez genelde yanımızda bulunması gerekenleri yazacağım.

Giysi olarak tatile giderken yanımızda bulunması gerekenler ;

Gittiğiniz yerin mevsim şartlarına göre kıyafetler. t-shirt, sweat shirt, short, pantolon, pijama, ayakkabı, bot, mont, iç çamaşırı, çorap, yağmurluk, şapka, gözlük. terlik, vb.

Kişisel olarak tatile giderken yanımızda bulunması gerekenler ;

Tırnak makası, dış fırçası, traş takımı, diş macunu, krem, sabun, parfüm, yastık kılıfı, banyo havlusu vb.

Kesinlikle tatile giderken yanımızda bulunması gerekenler ;

Pasaport ve fotokopisi, nüfus cüzdanı, para, banka kartları, dosya, saat, çakmak, el feneri, omuz çantası, kalem, kağıt, vb.

Tatilde merakımızı ve cesaretimizi de yanımızda götürmeliyiz. Cesaret ve merakımız olmazsa eğlence oranımız çok düşük olur. Özgürlüğün tadını çıkaralım.

Daimi kullandığınız ilaçları yanınızda götürünüz. Her ihtimale karşı güneş kremi, vitamin, ağrı kesici, mide ilacı, sinekkovar gibi ialçları da yanımıza almamız seyahtimiz açısında iyi olacaktır.

Giysilerimizi rulo halinde çantamızda yerleştirirsek daha az yer kaplar. Kullanım alanımız artar.

Tatil yapacak arkadaşlara şimdiden iyi tatiller.