Abbas kiyarüstemi’nden köker üçlemesi

Köker üçlemesi, dünya sinemasında önemli bir yeri olan İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin İran’ın Köker köyünde geçen üç filmden oluşan serisidir. Bu üçleme; ‘‘Arkadaşımın Evi Nerede?’’ (Khane-ye Doust Kodjast (1987)), ‘‘Ve Yaşam Sürüyor’’ (Zendegi Va Digar Hich (1992)) ve ‘‘Zeytin Ağaçları Altında’’ (Zire Darakhatan Zeyton (1994)) isimli filmlerinden oluşmaktadır.

“Abbas kiyarüstemi’nden köker üçlemesi” okumaya devam et

Ev Karantinasında İzlenebilecek 20 Netflix Dizisi

Ev Karantinasında İzlenebilecek 20 Netflix Dizisi

Dünya çapında yaşanan koronavirüs salgını nedeniyle evde geçirdiğimiz günlerin sayısı da artmakta. Hal böyle olunca da #EvdeKaldığımız günlerin aktif, eğitici ve keyifli haline gelmesi için çabalıyoruz. Belli bir süreden sonra sıkıntılarımız artarak evdeki durumumuz iç açıcı bir durum olmaktan çıkıyor.

Evdeki bol vakitlerimizde en çok yaptığımız etkinliklerin başında kitap okumak, film ve dizi izlemek geliyor. İzole günlerde izlenebilecek 50 film listemizi yazının sonundaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

Evde kaldığımız günlerde hangi dizileri izlememizi tavsiye edersiniz? diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Bilim kurgu, drama, aksiyon, gerilim, gizem, animasyon ve belgesel konularında Netflix’te en çok izlenen ve sevilen 20 dizisini bir araya getirdik.

Ev Karantinasında İzlenebilecek 20 Netflix Dizisi ;

1- How i met your mother

2- Spartacus

3- The Umbrella Academy

4- When They See Us

5- Sherlock

6- Peaky Blinders

7- Vikings

8- La Casa de Papel

9- Narcos

10- Love, Death & Robots

11- Rick and Morty

12- Lucifer

13- Stranger Things

14- You

15- After Life

16- Designated Survivor

17- Black Mirror

18- II. Dünya Savaşı’nın En Önemli Olayları

19- Daredevil

20- Gezegenimiz

Dizilerin üstüne tıkladığınız zaman Netflix resmi sayfasına yönlendirileceksiniz.

İzole Günlerde İzlenebilecek 50 Film Tavsiyesi listesini merak ediyorsanız linke tıklayınız.

 

İzole Günlerde İzlenebilecek 50 Film Tavsiyesi

İzole Günlerde İzlenebilecek 50 Film Tavsiyesi

Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs, hepimizi evimizde kalmaya zorunlu kıldı. Hal böyle olunca da #evdekaldığımız bugünlerde gelişimimiz açısınıdan iyi bir fırsat olduğunu düşünmekteyim. Bugünlerde google da en çok arananlarda kitap tavsiyeleri, film tavsiyeleri, evde oynanan oyunlar tarzı başlıkların yükselişe geçtiğini görüyoruz.

Unutmadan yaptığım bu liste sinema tarihinin 50 en iyi filmi değil sadece izole olduğumuz bugünlerde izlenebilecek en iyi 50 film.

Şuan ki durumumuzu özetleyen kısa bir hikaye;

Tiyatro kulisinde yangın çıkmıştı. Palyaço hemen halkı uyarmıştı fakat onlar bunu gösterinin bir parçası sandılar ve gülüp geçtiler. Palyaçoysa durmadan tekrar ediyordu söylediklerini ve her defasında daha büyük bir coşkuyla karşılaşıyordu. İşte bence dünyanın da sonu böyle olacak: her şeyi bir şaka sanan akıllıların alkışlarıyla son bulacak.

Bu yüzden lütfen evlerimizden çıkmayalım. Sevdiklerimizi tekrar görebilmek için #EvdeKal Türkiye!

Sizlerinde beğeneceğini düşündüğüm dünya sinemasından, türk sinemasından popüler ve kült filmleri sıralama yapmadan listeledim.

İzole Günlerde İzlenebilecek 50 Film Tavsiyesi;

1- Umudunu Kaybetme (The Pursuit of Happyness)

2- Amélie

3- Gergedan Mevsimi (Fasle kargadan)

4- Şampiyon Danimarka (Sommeren ’92)

5- Kara Şövalye (The Dark Knight)

6- Bisiklet Hırsızları (Ladri di biciclette)

7- Nostalji (Nostalghia)

8- Yedi Samuray – Kanlı Pirinç (Shichinin no samurai)

9- İyi, Kötü ve Çirkin (Il buono, il brutto, il cattivo)

10- Bajrangi Bhaijaan

11- Dövüş Kulübü (Fight Club)

12- Neşeli Günler

13- 3 Aptal (3 idiots)

14- Eşkiya

15- Baba (The Godfather)

16- Başlangıç (Inception)

17- 12 Yıllık Esaret (12 Years a Slave)

18- Milyoner (Slumdog Millionaire)

19- Forrest Gump

20- Ahlat Ağacı

21- Bir Zamanlar Anadolu’da

22- Andhadhun

23- Masumiyet

24- Kosmos

25- V for Vendetta

26- Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı (The Secret Life of Walter Mitty)

27- Şehir Işıkları (City Lights)

28- Hayat Güzeldir (Life Is Beautiful)

29- Parazit (Parasite)

30- Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği (The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring)

31- Yurttaş Kane (Citizen Kane)

32- Avatar

33- Savaş Tanrısı (Lord of War )

34- Dangal

35- PK

36- Kapışma (Snatch)

37- Matrix (The Matrix)

38- Unutulmaz Titanlar (Remember the Titans)

39- Kelebekler

40- Geleceğe Dönüş (Back to the Future)

41- Görülmüştür

42- Zafere Hücum (Rush)

43- Marriage Story

44- Joker

45- Maudie

46- Sıkıysa Yakala (Catch Me If You Can)

47- Uçurtma Avcısı (The Kite Runner)

48- Amadeus

49- Mary and Max

50- Climax

Listeye eklemediğim daha nice güzel filmler var. Onları da ilerleyen zamanlarda sizlerle paylaşmış olurum.

İyi Seyirler. Güzel bir vakit geçirmeniz dileğiyle.

Filmlerin üzerine tıkladığınız zaman imdb.com adresindeki tanıtım sayfalarına gider.

92. Oscar Ödülleri Adayları

92. Oscar Ödülleri Adayları açıklandı. Kaliforniya’da 9 Şubat 2020’de Dolby Tiyatrosunda gerçekleştirilecek olan Akademi Ödülleri 2019’un en iyi filmlerine ödüller verilecek.

Joaquin Phoenix’in başrol aldığı Joker filmi, En iyi film, En iyi yönetmen, En iyi erkek oyuncu, En iyi kurgu, En iyi görüntü yönetmeni gibi toplam 11 dalda aday olarak gösterilerek Oscar’a en çok dalda aday olan sinema filmi oldu. Jokeri, 10 adaylıkla Once Upon a Time… in Hollywood ve The Irishman filmleri izledi.

Joaquin Phoenix – Joker filminin başrol oyuncusu

Amerika’da Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından 1929 yılından bu yana sürdürülen ve bu yıl 92. kez verilecek olan ödüllerin adayları açıklandı.

İşte 92.Oscar Ödülleri Adayları;

En İyi Film Adayları

Ford V Ferrari
The Irishman
Jojo Rabbit
Joker
Little Women
Marriage Story
1917
Once Upon a Time… in Hollywood
Parasite

En İyi Yönetmen

Bong Joon-ho – Parasite
Sam Mendes – 1917
Todd Phillips – Joker
Martin Scorsese – The Irishman
Quentin Tarantino – Once Upon a Time… in Hollywood

En İyi Erkek Oyuncu

Antonio Banderas, Pain and Glory
Leonardo DiCaprio, Once Upon a Time… in Hollywood
Adam Driver, Marriage Story
Joaquin Phoenix, Joker
Jonathan Pryce, The Two Popes

En İyi Kadın Oyuncu

Cynthia Erivo, Harriet
Scarlett Johansson, Marriage Story
Saoirse Ronan, Little Women
Charlize Theron, Bombshell
Renée Zellweger, Judy

En İyi Yardımcı Erkek oyuncu

Tom Hanks, A Beautiful Day in the Neighborhood
Antony Hopkins, The Two Popes
Al Pacino, The Irishman
Joe Pesci, The Irishman
Brad Pitt, Once Upon a Time… in Hollywood

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Kathy Bates, Richard Jewell
Laura Dern, Marriage Story
Scarlett Johansson, Jojo Rabbit
Florence Pugh, Little Women
Margot Robbie, Bombshell

En İyi Uyarlama Senaryo

The Irishman
Jojo Rabbit
Joker
Little Women
The Two Popes

En İyi Orijinal Senaryo

Knives Out
Marriage Story
1917
Once Upon a Time… in Hollywood
Parasite

Yabancı Dilde En İyi Film

Corpus Christi
Honeyland
Les Miserables
Pain an Glory
Parasite

Yapım Tasarımı

The Irishman
Jojo Rabbit
1917
Once Upon a Time… in Hollywood
Parasite

En İyi Kurgu

Ford V Ferrari
The Irishman
Jojo Rabbit
Joker
Parasite

92. Oscar Adayları Açıklandı!
En İyi Görüntü Yönetmeni

The Irishman
Joker
The Lighthouse
1917
Once Upon a Time… in Hollywood

En İyi Kostüm Tasarımı

The Irishman
Jojo Rabbit
Joker
Little Women
Once Upon a Time… in Hollywood

En İyi Ses Kurgusu

Ford V Ferrari
Joker
1917
Once Upon a Time… in Hollywood
Star Wars: Rise of Skywalker

En İyi Ses Miksajı

Ad Astra
Ford V Ferrari
Joker
1917
Once Upon a Time… in Hollywood

En İyi Kısa Animasyon Filmi

Dcera / Daughter
Hair Love
Kitbull
Memorable
Sister

En İyi Film Müziği

Joker
Little Women
Marriage Stoy
1917
Star Wars: Rise of Skywalker

En İyi Kısa Fim

Brotherhood
Nefta Football Club
The Neighbors’ Window
Saira
A Sister

En İyi Belgesel Film

American Factory
The Cave
For Sama
Honeyland

En İyi Kısa Belgesel

In the Absence
Learning to Skateboard in a Warzone
Life Overtakes Me
St. Louis Superman
Walkrun Cha-Cha

En İyi Görsel Efekt

Avengers: Endgame
The Irishman
The Lion King 1917
Star Wars: Rise of Skywalker

En İyi Saç ve Makyaj

Bombshell
Joker
Judy
Maleficent: Mistress of Evil
1917

En İyi Animasyon Filmi

How to Train Your Dragon: The Hidden World
I Lost My Body
Klaus
Missing Link
Toy Story 4

EN İYİ ORİJİNAL MÜZİK

I Can’t Let You Throw Yourself Away, Toy Story 4
(I’m Gonna) Love Me Again, Rocketman
I’m Standing with You, Breakthrough
Into The Unknown, Frozen II
Stand Up, Harriet

92. Oscar Ödülleri Adayları açıklandı.

 

La Casa De Papel

La Casa De Papel, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayın hayatına girdiği ilk günden beri kendisinden söz ettiriyor. 2 sezon olarak düşünülen dizi izleyicilerinin yoğun ilgisine karşılık vererek 3. sezon ile karşımıza çıktılar. Bu sezonda hedef hem ekip üyelerinden yakalanan birini kurtarmak hem de İspanya Merkez Bankasını soymak.

Geçtiğimiz 2 sezonda ne olmuştu tam hatırlayamadım dediğinizi duyar gibiyim. Kısaca La Casa De Papel’in 2.sezonundan bahsedelim. La Casa De Papel ekibinde, Profesör, Berlin, Tokyo, Denver, Rio, Moskova, Nairobi, Oslo, Helsinki ve onları yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan Komiser vardır. Ekip arkadaşlarının ve izleyicilerin ilk başlarda pek sevemediği Berlin, ilerleyen bölümlerde kendini hem ekip arkadaşlarına hem de izleyicilere sevdirmişti.

Ekip, ilk önceleri terörist gibi görünselerde daha sonraları ispanya halkı tarafından sevildiler ve halk kahramanı oldular. Devletin yaptığı savunmasızlara, güçsüz insanlara karşı yaptıkları haksızlıkları tek tek gün yüzüne çıkaran ekip halk desteğini de arkasına alarak darphane soygununu gerçekleştirirler. Ekip, darphane soygununda bazı kayıplar vermişti. Soygun gerçekleşsede kayıplar üzüntüye sebep olmuştur.

La Casa de Papel ekibi 3. sezonda, soygun sonrası herkes kendine düşen payı almış ve herkes yaşayacakları yerlere gitmişlerdir. Kurallar geçerli ve herkes rahat ve güvenli bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlardır. Ada da yaşayan Tokyo ve Rio yaşamlarından sıkılmış ve şehir merkezinden aldıkları uydu telefonlarını kullanması sonucu bu kuralları çiğnemişlerdir. Ekipten birinin yakalanması üzerine Profesör ekibi yeniden toplamaya başlar. Bu kez ekipte geçen sezonlardan tanıdığımız darphane genel müdürünün metresi Stockholm ve ekibi yakalamaya çalışan komiser Lizbon bulunmaktadır. Ekibe hiç tanımadığımız Palermo ve Marsilya’da katılmıştır. Palermo, geçtiğimiz sezonlarda Berlin’in üstlendiği rolü üstlenmektedir. Helsinki dışında ekipteki kimse Palermo’yu sevmez.

Palermo, geçmişte Berlin ve Profesör ile arkadaşlardır. Daha önceki soygun planlarında İspanya Merkez Bankasını soymak isteyen Palermo, Berlin ve Profesör plandaki bazı eksikliklerden dolayı Profesörün babasının planı olan Darphaneyi soymaya karar verirler.

La Casa De Papel, 3. Sezonunda geçtiğimiz 2 sezona kıyasla pek iyi olmasada 4. sezonda nasıl dizinin nasıl olacağı bekleniyor. La Casa De Papel 4. sezonu izlemek isteyenler Ocak 2020’yi beklemek zorundalar. Profesför bakalım ekibini bu kez bu karmaşanın içerisinden kurtarabilecek mi ?

Diziyle ilgili birkaç bilgi;

Oyuncalar sadece oynayacakları bölümün senaryolarına çalıştıkları için gelecek bölümlerde neler olacakları hakkında herhangi bir fikirleri yok. Dizide, Dali maskesinin kullanılması “hayal gücünü sınırlamamak” düşüncesiyle ilgili olduğu düşünülmektedir.

Görülmüştür

Görülmüştür filmi henüz vizyondayken bir kez daha izleyin! Gişesi bol olsun!

“Bu bir mektup, bir mahkum mektubu. Dikkatlice okuyacaksınız varsa sakıncalı yerleri üzerini karalayacaksınız. Bir de sakın yazılanlara kaptırıp kendinizce ucuz kahramanlıklar yapmayın mahkumların hayatları ilginç gelir size” sözleriyle tanıtımı yapılan görülmüştür filminin daha ilk fragmanında dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Reklam için ciddi bütçeler ayırmasa da film sosyal medyada kendinden oldukça söz ettiriyor.

“Görülmüştür” filminin yönetmenliğini ve senaryosunu Serhat Karaaslan’ın yazdığı ve çektiği ilk uzun metraj sinema. Filmde Berkay Ateş, Saadet Işıl Aksoy, Erdem Şenocak, Müfit Kayacan, Füsun Demirel, İpek Türktan, Ercan Kesal ve Altan Erkekli rol alıyor. Görülmüştür filminin görüntü yönetmenliği Meryem Yavuz üstlenmektedir. Görülmüştür filmi Türk, Alman ve Fransız ortak yapımı.

Görülmüştür filminin başrol oyuncusu Berkay ATEŞ

Görülmüştür filmi gösterildiği festivallerin çoğunda ödüller alarak ülkemizi başarılı bir şekilde temsil etmiştir. Aldıkları başlıca ödüller ;

Adana Altın Koza Film Festivali’nde ;

Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu Ödülü: Ali Aga,

Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Füsun Demirel

54.Karlovy Vary Film Festivali’nde,

Avrupa ve Akdeniz Film Eleştirmenleri Birliği FEDEORA tarafından seçilen en iyi film ödülü

30. Ankara Film Festivali’nde;

Onat Kutlar En İyi Senaryo Ödülü: Serhat Karaaslan,

En İyi Erkek Oyuncu: Berkay Ateş ,

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Füsun Demirel,

SİYAD ödülü : Serhat Karaaslan

Görülmüştür filminin konusu;

Zakir, İstanbul’da bir hapishanede gardiyan olarak çalışan bir memurdur. Zakir, mahkumlara gelen zarfları açıp okumak hatta mektuplarda yasaya aykırı, devlete karşı olumsuzluk oluşturabilecek ve sakıncalı cümlelerin üstlerini karalayarak sansürlemektedir. Zakir’in rutin ve sıkıcı hayatı bir gün baktığı bir zarfın içinden çıkan fotoğrafla değişir. Fotoğraf Selma adında genç ve güzel bir kadına aittir. Fotoğrafı çalan Zakir, bu olayın ufak bir hırsızlık olayından daha fazla olacağını tahmin edememiştir. Edebiyata ilgisi olan Zakir, Selma’nın hikayesini yazmaya başlamıştır. Artık fotoğrafını gördüğü Selma, Zakir için bir takıntı haline gelmiştir.

https://www.youtube.com/watch?v=y7y3t6_HaQE
Görülmüştür Film Fragmanı

Görülmüştür filmi 20 Eylül 2019 tarihinden itibaren Başka Sinema’nın yer aldığı sinema salonlarında gösterime girdi. 7 yaş üzeri izleyici kitlesi için olan görülmüştür filmi ayrıca 13 yaş altı izleyicilerin de aileleriyle birlikte izlenmesine olanak sağlamaktadır. Filmin içeriğinde olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar da içermektedir.

Görülmüştür film eleştirisi ;

Basit ve yalın bir dille anlatılan film kendisini seyirciye bir çırpıda izlettiriyor. Film ilk çeyrekten sonra Zakir ile seyirci ile bir bağ kuruyor ve bazı sahnelerden izleyenlerden yardım ister gibi bakıyor. Yönetmen Serhat Karaaslan kısa filmlerdeki başarısını ilk uzun metraj olan Görülmüştür filminde de sergilemeye devam ediyor.

Film başladığı dakikadan itibaren seyirciye devamlı sorular sorduruyor. Filmin hemen hemen her sahnesinde bir sosyal mesaj bulunmakta. Bu seyirciye bazı yerlerde çok kolay bir anlatım tarzı ile anlatılırken bazı sahnelerde ise seyircinin düşündürüyordu. Bunda da başarılı oldukları düşüncesindeyim. Zakir, yeni bir memur olması ve edebiyatla ilgilenmesi onu mektup odasında çalıştığı diğer memurlardan ayırıyor ve onu aykırı bir memur olarak ortaya çıkarıyordu. Zakir, yer yer bazı konularda diğer memurlardan fikir danışırken diğer memurların ona olayları anlatırken ‘kraldan çok kralcı’ gibi hareket etmeleri özellikle de Zakir’in çalıştığı odada bulunan dindar görünümlü erkek memurun günümüz dünyasını da yansıttığı söylenebilir.

Görülmüştür filmi – Saadet Işıl Aksoy

Özel hayatın ihlalinin ne kadar çok önde olduğu, kimsenin kimseye saygısının olmadığı ve cezaevlerindeki şartları ve mahkumların durumlarını basit bir şekilde yönetmen Serhat Karaaslan filmde seyirciye anlatmış.

Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı’nda olduğu gibi bu filmde de Zakir, fotoğrafını gördüğü bir kadına aşık olur. Sinema tarihinde surete aşık olan karakterlerin yer aldığı filmler çok olmasa da Görülmüştür bu konusuyla da kendine iyi bir yer edinmiştir. Zakir, Selma’ya ulaşmak için mesleğinin ve arkadaşlarının mesleklerinin etkisini kullanarak mesleklerdeki güven durumlarını da filmde göstermektedir.

Yönetmen ve senarist Serhat Karaaslan ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen sinema dilini gayet iyi kullanmış. Yer yer filmde kopukluklar olsa da Serhat Karaaslan’ın ilk uzun metraj filmine göre başarılı bir iş çıkarmış. Görüntü yönetmenliğinde Meryem Yavuz ise çektiği görüntülerle iyi bir iş çıkarıyor.

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi ‘ni Blu TV büyük bir adım atarak ekranlara taşıdı. İlk fragmanı gördüğümüzde bütün Behzat Ç. hayranlarının kalp atışları hızlanmıştı. Son bölümün üzerinden tam 6 yıl geçmişti. Efsane olan Behzat amirim yeni senaristi ile Blu TV de istenildiği tadı verecek mi sorusu çok soruluyordu ?

Emrah Serbes cezaevinde bulunduğundan Behzat Ç.’nin yeni sezonun nasıl olacağı çok tartışıldı. 3 sezon boyunca insanları ekran başına kilitlemişti. Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi popülaritesini günden güne arttırmıştı. Dizinin yeni bölümlerinin senaryosunu Ercan Mehmet Erdem yazdı.

Yeni sezonda kimlerin olacağı da senaryodan sonra en çok konuşulanlar arasında yer alıyordu. İlk fragmandan itibaren ekibe yeni kişilerin katılacağının sinyalleri veriliyordu.

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi’nin 4. sezonunda (Yeni sezonda) yeni oyuncu olarak kim gelirse gelsin, kulaklarımızda halen Harun’un “Seviyorum Merkez” , Akbaba’nın “Aga Cinayet Var!”, Neşet Ertaş’ın güzel sesiyle yorumladığı müzikler, Behzat Ç.’nin “Biz de Mutsuz Olalım” replikleri çınlıyordu.

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi Dizi Yorumu ve Dizi Oyuncuları

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi’nin 4. sezonunda beklenen performansı sergileyemedi. Diziyi izleyenler en çok sürenin az olmasından ve olayların eski sezonlara oranla daha basit ve konunun yavaş işlenmesinden şikayetçiler.

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi’nin 5. sezonunun Blu TV tarafından çekilip çekilmeyeceği halen belirsiz. Blu TV açıklamasıyla yeni sezon çekimlerine yakında başlanılacağını duyurdu.

Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi finalinde tekrar cevapları şimdilik bilinmeyen sorular sordurarak bu sezonu bitirdi. Blu Tv deki 2. sezonunda bakalım Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesini ne gibi sorunlar bekliyor.

Blu TV, Behzat Ç. : Bir Ankara Polisiyesi’ni gelecek sezon ve sezonlarda sürelerinin uzun olmasını ve reytinglerinin çok olmasını dileriz.

Behzat Ç. : Bir Ankara Poliseyesi eski sezonda ve yeni sezondaki oyuncu kadrosunda ; Erdal Beşikçioğlu, Fatih Artman, İnanç Konukçu, Berkan Şal, Nejat İşler, Seda Bakan, Hüseyin Sevimli, Zafer Algöz, Güven Kıraç, Serhat Nalbantoğlu, Elvin Beşikçioğlu, Güner Özkul, Hazal Kaya, Kemal Burak Alper, İlkyaz Arslan gibi birçok kaliteli oyuncu buluyor.

Eski kadrodan Harun (Fatih Artman) ve Eda (Seda Bakan) gelecek sezonda kadroya dahil olurlarsa izlenme oranlarında bir etkileşim olur.

Behzat Amirim, biz seninle mutsuz olmaya da varız.

Hayalet, rakı koy la….

Sıradan bir gün

Sıradan Bir Gün

Saatin alarm sesine uyanmıştı. Yatağın yanında bütün gece içtiği sigara izmaritleri duruyordu. Yataktan kalktığında ayak serçe parmağını masanın köşesine çarptı. Sigara izmaritleri yere döküldü. Serçe parmağının ağrısı yüzünden kıvranıyordu. Kendi kendine “her şeyi mahvetmeye devam ediyorum” diye söylendi. Banyoya gidip elini ve yüzünü soğuk su ile yıkadı. Açılmaya çalışıyordu.

Kafasını kaldırdığında aynada yüzüne baktı. 
Birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Tekrar elini yüzünü yıkadı. Hemen havluyu alıp tekrar ağlamadan elini ve yüzünü kuruladı. Hemen yatak odasına geçip gardıroptan kıyafetlerini aldı. Yavaş yavaş giyindi. 
Aynanın karşısına geçerek kravatını kontrol etti. Üstünü düzenledi. Evden çıkmak için elini çelik kapının koluna attı. Açmak ile açmamak arasında kaldı. Yatak odasına geri döndü. Kıyafetlerini çıkardı. 

Onunla ilk günü buluştuğundaki kıyafetlerini giydi. Tekrar aynanın karşısına geçti. Aynada gözlerinde gözlerini gördü. Gözlerinden yaşlar akmaya başlayacakken kendini tuttu. 
Kolunda saatinin olmadığını farketti. Odasından kol saatini aldı. Koluna taktı. Bu kez emin bir şekilde çelik kapıyı açtı. Kapının önünde bulunan ayakkabılarını giydi. 

Merdivenlerden yavaş yavaş indi. Sokağa çıktığında hafif bir yağmur yağıyordu. Montunun yakasını dikleştirdi. Sonbahar ayının ilk yağmuruydu. Otobüs durağına doğru hızlı adımlarla yürüdü. Durağa geldiğinde ayakkabı bağcığının çözülmüş olduğunu gördü. Ayakkabılarını bağlarken yerdeki su birikintisinde kendisini gördü. Tekrar durdu. O sırada otobüs geldi ve ağlamaktan son anda kurtuldu. Akbilini bastığında akbilinin bittiğini farketti.

Kimseye bir şey söylemeden otobüsten geri indi. Cebinde bulunan 2 TL bozuk para ile minibüse bindi. Minibüsten indiğinde soluna ve sağına baktı. Sonra kaldırımda yürümeye başladı. 

Yağmur durmuş ve yerini güneşe bırakmıştı. Adam, buluşma saatini beklemeye başladı. Saat bir türlü geçmek bilmiyordu. Ne gelen vardı ne giden. Zaman geçtikçe umudunu yitirmeye başlamıştı. Cebindeki telefonu çıkardı. Rehberden ismini buldu. Aramaya başladı. Telefon çalıyordu ama bir türlü beklediği sesi duymuyordu. Hiç yılmadan usanmadan aramaya devam etti. 

Telefonundaki mesajlara bakarken okunmamış bir mesaj dikkatini çekti. Mesajda ” parkta buluşalım” yazıyordu. Adam, parka doğru yürümeye başladı. Parkta her zaman oturdukları bankta oturmaya başladı. Bekledi, bekledi, bekledi…. Tekrar cebindeki telefonu çıkardı. Telefonun ön kamerasında kendi gördü. Bir an duraksadı. Hemen ön kamerayı kapattı. Kendini görmek istemiyordu. 

En yakın arkadaşlarından biri parkta koşarken, adamı farketti. Neden beklediğini sordu. Adam da her şeyi anlattı. Arkadaşı onu nerde bulacağını söyledi ona… Koşar adımlarla onu bulacağı yere doğru gidiyordu. 
Çok yorulmuştu. Bir ağacın altında oturdu. Birden olduğu yerde kendi kendine konuşmaya devam etti.  ” Gitti, kimseye söylemeden haber vermeden gitti. Bütün şehirleri yıkarak ve yakarak gitti.” Adam, sessizleşti. 
 Ağacın gölgesinden kalktı. Yürümeye başladı. Toz olan pantolonu sildi. Saatine baktı.

Saatin alarm sesine uyanmıştı. Yatağın yanında bütün gece içtiği sigara izmaritleri duruyordu. Yataktan kalktığında ayak serçe parmağını masanın köşesine çarptı. Sigara izmaritleri yere döküldü. Serçe parmağının ağrısı yüzünden kıvranıyordu. Kendi kendine “her şeyi mahvetmeye devam ediyorum” diye söylenirken birden irkildi. Yeni bir korku sarmıştı bedenini. Rüya gördüğünü anladı. Onun için sıradan bir gündü…

Sıradan Bir Gün isimli hikayemizi okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Muhammed: Allah’ın Elçisi Film Eleştirisi

Muhammed: Allah’ın Elçisi Muhammad: The Messenger of God) İran’da gösterime girdikten 1,5 yıl sonra ülkemizde 28 Ekim 2016’da vizyona girdi. Yönetmenliğini dünyaca ünlü Mecid Mecidi’nin yaptığı film İran yapımı olmakla beraber aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti tarihinin en pahalı filmi olma özelliğini taşıyor. Filmin müziklerini ‘’Müzik Fırtınası’’ lakaplı Oscar ödüllü Hint besteci Allah Rakha Rahman, görüntü yönetmenliğini ise Oscar ödüllü İtalyan Vittorio Storaro üstlenmiştir.

Filmin senaryosu üzerinde iki yıl çalışılmış ve çekimleri beş yıl almıştır. İran’ın Kum şehri yakınlarına filmin platosunun  kurulması  ise yaklaşık üç yıl sürmüştür. Dönem Mekke’sinin tamamı platoya kurulmuştur. Film, Muhammed (s.a.v.)’in doğumundan önceki dönemi yansıtan kısa zaman diliminden on iki yaşına kadar olan yaşamını anlatmaktadır. Film, biyografi tarzında olup yer yer içinde dram ve aksiyon sahneleri de barındırmaktadır. Filmin süresi üç saattir.

Mecidi, kendine has sinematografik tarzı ile perdeye yansıttığı bu filmde, duygu atmosferini Hintli bestekar A.R. Rahman’ın müzikleriyle ve insanı büyüleyen görselliğini de İtalyan görüntü yönetmeni Vittorio  ile oluşturmuş, dünya çapında ses getirecek bir film ortaya çıkarmışlardır.  Mustafa Akkad’ın yönettiği Cağrı (The Message) filminden sonra çekilen Hz. Peygamber’in hayatını konu alan en ciddi yapıttır. Mecidi, bu film ile birlikte dünya sinemasına ve İslam tarihine çok önemli bir başyapıt kazandırmıştır. 

Son yıllarda çekmiş olduğu çocuk filmleriyle çocukların duygularını ön plana çıkaran Mecidi,  bu filmle de başarılarını taçlandırmış, bizi Hz. Muhammed (s.a.v.)’in çocukluk dünyasına götürerek o yılları daha iyi anlamamızı sağlamıştır.

Mecidi, İslam’a karşı oluşturulan olumsuz eleştirilere ve Avrupa’da oluşan İslamofobi’ya karşı çekmiş olduğu bu etkileyici filmle cevap veriyor. Film baştan sona hoşgörüyü, saygıyı, sevgiyi ve barışı vurguluyor.  

Muhammed: Allah’ın Elçisi filminde, Hz. Peygamber’in, amcası tarafından satılacak olan köle bir kadının çocuklarından ayrılacağını öğrenmesi üzerine amcasına kölenin borcunu ödeyerek kadını azad ettiği sahne, Mecidi’nin Peygamberin merhamet duygusunu ön plana çıkarma isteğinin göstergesidir.

Muhammed: Allah’ın Elçisi Filminin Eleştirisi

Film, efektleri, görselliği ve her bir karesi ile seyirciyi başka bir dünyaya ortak ediyor. Filmin genelinde gösterilen beyaz ışığın, İslamiyet’in temizliğini, berraklığını ve saflığını temsil ettiğini söyleyebiliriz.

Filmin üç saat gibi uzun bir süre olmasından ve sahnelerin iç içe geçmesinden dolayı Mecidi,  seyirciyi de bazı sahnelerde filme ortak ederek hikayeden koparmak istememiş ve sahneleri seyircinin gözüyle göstermiştir. 

Filmde geçen Yemen Kral’ı Ebrehe’nin askerleri ile  Habeşi dilinde konuşması, seyirciye o dönemi adeta yaşatıyor, fil sahnesi ve ebabil kuşlarının olduğu sahneyle de Hz. Peygamber’in -daha doğmadan- gelişini müjdeleyen mucizeler vurgulanmış oluyor. İtinayla yapılmış film müzikleriyle de o zamanki atmosfere daha fazla giriyorsunuz.

Mecidi, İslami değerler açısından sakıncaları olduğunu düşündüğü için, Hz. Muhammed (s.a.v.)’i fiziksel olarak yansıtırken yüzünün tamamını göstermemiştir. Yalnız Hz. Peygamber’in altılı yaşlarda bir deve üzerindeyken kapalı olan yüzünden sadece gözlerini -onu da ellerinin arasından- vermiş, bazı sahnelerde de yer yer ayakları ve ellerini göstermiştir. Sahnelerin çoğunda Hz. Peygamber’in uzun saçlarını ve sırtını fiziki olarak ilk kez gösteren Mecidi, bu çekim tarzıyla çok büyük bir risk almıştır. Sınırları oldukça zorlayan ünlü yönetmen bir kaç sahnede de Hz. Peygamber’in saçlarının arasından yanaklarını seyirciye ustalıkla göstermiş, bütün bunlara rağmen filmde Hz. Peygamber’i konuşturmamış, konuşma sahnelerini alt yazı olarak belirtmiştir.

Günümüzün ortak değerlerine de değinen filmde son zamanlarda dünya insanlığının problemi olan çocuk cinayetleri ve tecavüzlerini de çok etkili bir sahne ile seyirciye sunmuştur. Hz. Peygamber’in, kız çocuğu olduğu için utanç duyan ve onu öldürmek isteyen bir babaya vermiş olduğu ders, insanı çarpıyor, seyirciyi vicdani bir sorgulamaya itiyor. Hz. Peygamber kızın babasına,  ‘’kız çocuklarının cennet kapısı’’ olduğu ve ‘’kız çocuklarının rahmet’’ olduklarını söyleyerek, onlara ne kadar değer verilmesi gerektiğini vurgular.  Keyifli ve öğretici bu filmi izlemeniz dileğiyle…

Muhammed: Allah’ın Elçisi filmi, bir üçleme seri olduğu için ilk filmde sınırları zorlayan Mecidi’nin gelecek olan iki bölümde Hz. Peygamber’i gösterip göstermeyeceği ya da nasıl göstereceği seyircide  şimdiden merak uyandırıyor.

Ayla Film Eleştirisi

Ayla

‘’Gerçek kahramanlar, bir askerden daha fazlasıdır’’ sloganıyla vizyona giren ve  ay yüzlü bir kız ile ay yıldızlı bir askerin hikayesini anlatan Oscar aday adayı filmimiz: ‘’Ayla.’’

1950 yılında yaşanan Kore savaşında, bir Türk askeri olan Süleyman Astsubay’ın başından geçen gerçek bir olayı anlatan Ayla filmi, 90. Oscar Film Ödüllerine “Yabancı Dilde En İyi Film” aday adayı olarak ülkemizden katıldı. Reklamları aylar öncesinde dönmeye başlayan filmin beklentileri normalin üzerinde oldu. Bu beklentiyi fazlasıyla da başardı fakat Oscar için yeterli bir seviyede değildi. Hollywood tarzında çekilmeye çalışılmış olsa da bunu pek fazla başaramadığı görünüyor fakat dram filmlerinde ne kadar başarılı olduğumuzu da bir kez daha görmüş oluyoruz. Türk milletinin gişede  ‘’Ayla’’ filmine Oscar’ını verdiğini düşünüyorum.

Gerçek bir hikayeden esinlenerek yapılması ve filmin sonunda olayı yaşayan kişilerin görüntülerinin gösterilmesi filmi daha bir duygusal hale getiriyor. Sinemaya ağlamak için gitmek isteyenlere önereceğim bir başyapıt. 

1950 yıllarında Güney Kore ve Kuzey Kore arasındaki savaşa, Türkiye, Güney Kore’ye destek amaçlı asker gönderir. Süleyman Astsubay ise bu kafilede yer almaktadır. Süleyman, savaşın ortasında annesinin başında ağlayan 5 yaşındaki kız çocuğunu görür. Süleyman Astsubay, kız çocuğunu oradan alır ve ona ‘’AYLA’’ ismini verir.  Ayla’yı birliğe götürür, birliğin neşe kaynağı olur. Astsubay ve Ayla arasında baba-kız bağı kurulur. 15 ay sonunda yeni birlikler geleceğinden dolayı  Ayla’dan ayrılmak Astsubay Süleyman için çok zor olacaktır. 

Baba-kız arasındaki sevgiyi, merhameti, insanlarla iletişimin önemini, karşılıksız sevmeyi, Türk askerinin dik duruşunu ve özgüveni fazlasıyla anlatan bir film olmuştur.

Ayla filmi, bize savaşın ortasında kalan bir kız çocuğunun savaşın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini göstermekle kalmıyor aynı zamanda çocukların savaş yerine sevgi gördüklerinde neler yapabileceklerini de gözler önüne seriyor.

Yönetmen Can Ulkay ve Görüntü yönetmeni Jean Paul Seresin’in kadrajları bizi filmin ilk dakikasından itibaren sıcak bir hikayenin içine atıveriyor. Bu güzel görüntülerin üzerine de bir de  Fahir Atakoğlu imzalı müzikler eklenince film başka boyutlara taşınıyor. Film müzikleri duygularınıza öyle bir yön veriyor ki, gözyaşlarınıza engel olamıyorsunuz. 

Ayla Film Eleştirisi

Filmde, savaş sahnelerinin çok iyi çekilmesinin yarattığı heyecanla Süleyman Astsubay ile Ayla’yı, savaş anlarında korumak için neredeyse kendimizi tutamayıp, ‘’Dikkat et, arkanda!’’ diye bağırmadığımız kalıyor. 

Film biraz daha kısa olabilirmiş. Bazı sahnelerin süresi filmi uzun tuttuğu için, yer yer seyircilerin filmden kopmasına neden olduğu söylenebilir.. 

Filmin sponsorlarından olan THY’nin, kendini çok fazla öne çıkarması, iyi çekilmiş sahnelerin gerçeklik duygusunu kaybetmesine sebep oluyor.

Oscar’da -aday adayı olmasına rağmen- çok büyük işler yapacağını düşünmediğim bu film, Türk askerinin savaş sırasında bile düşmanlarına karşı nasıl davrandığını ve merhametinin hangi seviyede olduğunu çok iyi yansıtıyor. 

Büyük Usta Çetin Tekindor, Süleyman Astsubay’ın yaşlılık sahnelerinde sanki biraz olmamış havası yaratıyor. İsmail Hacıoğlu (Süleyman Astsubay)’nun yükseklere çıkardığı karakterin yaşlılık halini canlandıran Büyük Usta Çetin Tekindor’un yerine başka bir oyuncu olsaymış daha iyi olacakmış hissi veriyor filmde. ‘’Babam ve Oğlum’’da baba rolünü canlandıran Çetin Tekindor’un burada o roldeki başarılı oyununu bu kez yansıtamadığını görüyoruz. Aynı zamanda diğer bir karakter Süleyman Astsubay’ın kızı Sebahat da  ‘’Fatmagül’ün Suçu Ne’’ adlı dizi setinden gelen Esra Dermancıoğlu (Mukaddes) da filmde bizi etkileyemiyor. 

İsmail Hacıoğlu, Ali Atay ve Kim Seol performanslarıyla filmi alıp daha da yukarıya taşımışlardır.  Tüm ekibe Türk milletine böyle bir gerçek olayı tekrar gün yüzüne çıkartarak daha fazla kitlelere duyurdukları için teşekkür ederim. Yaşatmış olduğunuz duygulardan dolayı geleceğiniz ve yıldızın parlak olsun…