Güneşin tepeden vurdugu bir gündü. Fakat yazları bu iklimde olduğu gibi acımasızca çarpmıyordu alnıma.Bulutlu günlerin karanlığına alışmış gözlerimi kamaştıracak kadardı, fakat vardı işte. Tunalı’da biraz yürüdük, iyi gelmesi gereken birçok şeyin, melankolik ruhuma iyi gelmeyişinin verdiği kaygıyla, biraz da çaktırmamaya çalışarak..
Kuğuları izledik. Bir kahve içmek için bir yere girdik. Satıcı kadının sözleri modumu yükseltirken, daha sonrasında beni çok düşündürecekti. Adalet, dedi kahkaha atarken, kırmızı çizgimizdir.
‘’Hayatta hiçbir şey adil olmasa bile..’’Bu cümle dikkatimi çekti. Gülmesinin sebebini kestiremedim. Ben ki, komik şeylere bile gülmezken, trajikomik bir konuda kahkaha atan bir insan sadece beni de gülümsetmişti. Borçlar konusu açıldı, konuşuldu, çözüm arandı, güneşin pek de parlatamadığı iç dünyam daha da sıkıldı.
Kalk dedim, gidelim. Yani, demem o ki, pek de denecek bir şey kaldıysa tabi, güneşli günler ve gülümseyen yüzler, parkın içinde bir o yana bir bu yana yürüyen siluetler, hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ama iç sıkıntısında yalnız olmadığımıza emin olduğumuz o kalabalıktaki bunalmışlık.. İnanın, dünya var olduğundan beri denk gelinmesi şanssızlık sayılacak bazı zamanlar vardır.
Bugün de onlardan biri. Belki de her düşünen insan, tıpkı Midnight in Paris’teki gibi, kendi zamanına ait olmadıgını düşünüyordur. Sağlık sorunları, ışıltılı İnstagram filtrelerinin ardındaki gerçek eğrilik, hazır sistemin dayattığı kısa ve hızlı ilişkiler, konuşmalar, kısayollar, kolaylıklar.. Bir işin, bir düşün peşinden koşma hayalinin bile bir tuşla sönüp gitmesi gerçeği…
İnsanların uzun soluklu romanlardan, uzun sohbetli masalardan kaçıp bir ekrana sığınması acizliği, hız çarkında koşan çaresiz fareler gibi, kayanın düştüğüne tanık olan Sisifos gibi, sistemin içinde kaybolan mekanik birer bedeniz her birimiz. Bense üzgünüm. Ne olduğunu sorarlarmış gibi boş ve cevapsız şekilde..
Yaşadığım hayattan sorumlu bir can olarak bezginim. Kendime borçlu oldugum mutluluğu karşılayamadıgım için, dönemin çarkında koşmaya debelenirken düştüğüm için, yolumu bulamamaktan mı yoksa yolun var olmamasından mıdır bilinmez, kaybolduğum icin, şiirler eskidiği için…
Bazen sararmış bir fotoğrafta gülen bir yüz olmak isterdim sadece, daimi mutluluğu yakalayabilmek için.