Aynı Potada Erimek ( POTA Filmi)

Sinemayla az da olsa içli dışlı olanlar, genç yönetmenlerimizin güçlü adımlarla yürüdüğünü gözlemlemişlerdir. Genç yönetmenlerimiz, pek tabii başarılarıyla yurtiçi ve yurtdışındaki festivallerden bol ödülle dönüyor. Bu genç yönetmenlerimizden biri de Ahmet Toklu. Yönetmenin İlk uzun metraj filmi olan “Pota” 13 Ağustos’ta Galasını yaptı. Güzel bir organizasyon ile misafirlerini ağırlayan pota ekibi, filmdeki başarısıyla da seyircisini memnun etti.

Filmin yönetmenliği yanında senaryosunu da üstlenmiş olan Toklu, ilk uzun metraj filmini Ahmet Uluçay’a ithaf ediyor. Hâl böyleyken Ahmet Uluçay‘ın o saf ve samimi sinema hassasiyetini Pota‘da da arıyorsunuz; bunu filmde yakalayacağınızdan emin olabilirsiniz. Ana hikâye, Alp Akar’ın can verdiği Ahmet karakteri üzerinden ilerliyor.

Pota ismini vermiş oldukları takım etrafında çıkacakları ödüllü basketbol müsabakasına hazırlanan çocuk karakterlerin tek hedefi birinciliği elde etmektir. Bu hedef klasik anlatının önemli ve namdar argümanlarından olan Simurg anlatısı ile de benzeşmektedir; çocuk oyuncularımız bir galibiyetten de önemli olarak, beraberliğin gücündeki sırra erişeceklerdir. Ya peki çocuk oyuncularımız hayalini kurmuş oldukları galibiyete ulaşmış mıdır? Bunun cevabını filme bırakmayı tercih ediyorum.

İlk bakışta film, genç dimağları basketbola teşvik etmek maksatlı çekilmiş görünse de Pota’nın altında birleşen ellerde Türkiye’nin politik gerçekliği bizi karşılıyor. Karakterlerin yaş ortalamasını değil de filmin alt metnindeki gerçekliği baz alanlar, yalnızca bir gençlik filmi seyretmemiş olduklarını göreceklerdir. Ana hikâye etrafında gelişen olaylar da dikkatleri celbediyor; senaryoyu toplumsal gerçekçi bir bakış açısı ile ele alan Toklu’nun erdemlilik, samimiyet gibi hikemi unsurları da filmine yansıtmaktan geri durmadığını görüyoruz. Bu gibi detaylar yönetmenin üslubuna dair ipuçları da seyirciye verecektir.

Ayrıca Toklu’nun es geçmediği bir hususa da dikkatleri çekmek isterim; yönetmen, edebi bir eseri titizlikle hazırlıyormuşçasına filmdeki boşlukları ustaca dolduruyor; hemen her detay bütündeki anlama hizmet ediyor.

Herkesin kendi sosyo kültürel algısı itibariyle yeniden anlamlandıracağı güzellikte bir kucaklayıcılığı olan Pota, bir yönetmen olarak Ahmet Toklu ve sinemamızın yarını adına bizleri heyecanlandırıyor.

Yazar : Yasin ANDAÇ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir