Abbas kiyarüstemi’nden köker üçlemesi

Köker üçlemesi, dünya sinemasında önemli bir yeri olan İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin İran’ın Köker köyünde geçen üç filmden oluşan serisidir. Bu üçleme; ‘‘Arkadaşımın Evi Nerede?’’ (Khane-ye Doust Kodjast (1987)), ‘‘Ve Yaşam Sürüyor’’ (Zendegi Va Digar Hich (1992)) ve ‘‘Zeytin Ağaçları Altında’’ (Zire Darakhatan Zeyton (1994)) isimli filmlerinden oluşmaktadır.

Arkadaşımın Evi Nerede? (Khane-ye Doust Kodjast (1987))

Köker Üçlemesinin ilk filmi; ‘‘Arkadaşımın Evi Nerede?’’

Film, yere düşen bir çocuğu gören Ahmet’in ona yardım etmesi; çocukların saf ve güzel yüreklerinin kirletilmeden önceki doğallığı ve içtenliğine atıfta bulunmasıyla başlıyor. Muhammed Rıza Nametzadeh’in ödevlerini deftere değil de bir kâğıda yazmış olmasına öğretmeni kızmış, ödev kâğıdını yırtmıştır. Arkadaşlarının içinde Nametzadeh’in ağlamasına sebep olan öğretmen, ödevin deftere değil de tekrardan kâğıda yazılması durumunda Nametzadeh’in okuldan atılacağı uyarısında bulunur. Sınıftaki öğrencilerden Ahmed ise Muhammed Rıza’nın defterini (defterler birbirine çok benziyor) kendi defteri zannederek çantasına koyup eve götürmüştür. Ahmed eve gelince durumu büyük bir üzüntüyle fark eder. Öğretmenin Nametzadeh’e yaptığı uyarıyı bilen Ahmed, aynı gün içinde defteri arkadaşına ulaştırmak için bir mücadeleye atılır. Nametzadeh, eğer ödevini yarın da defterine yazamazsa okuldan atılacaktır.

Ahmed, içinde bulunduğu durumun kritik olduğunun farkındadır. Arkadaşına defteri ulaştırmak için annesinden defalarca izin isteyen Ahmed, bunda başarılı olamaz; annesi tarafından bir öğrenci olarak sorumluluklarını yerine getirmesi üzere telkin edilir.  Ahmed’in tek isteği, Nametzadeh’in evini bulup kendisine defteri teslim etmektir. Annesinden izin alamayacağını anlayan Ahmed, bir anlık boşluktan faydalanarak evden kaçar. Sınıf arkadaşı Muhammed Rıza’nın nerede oturduğunu bilmeden yola koyulur.

Vicdanını da ardına alarak sorumluluk bilinci ile hareket eden Ahmed, sonucu ne olursa olsun defteri arkadaşına vermeyi amaç edinmiştir. Öyle ki Ahmed, eve çok geç gittiğinde annesi ve babasından yiyeceği azarı dahi göz ardı etmiştir.

Ahmed yolda dedesi ile karşılaşır. Dedesi, Ahmed’e büyüklerinin sözünü dinlemesi ve onlara karşı sorgusuz bir saygı duyması nasihatinde bulunur. Ahmed’in dedesi, torununa karşı takındığı tavrı kendi çocukluğundan örnek vererek yanında bulunan arkadaşına açıklar. Burada yönetmen, kuşak çatışmasına dikkatleri çekmektedir. Oysa Ahmed’in mücadelesi, dedesinin tahminin de ötesinde kıymetli bir mücadeledir ama göz ardı edilir. Ahmed’in dedesi:

     “Küçükken babam bana her hafta biraz para verirdi, iki haftada bir döverdi. Babam paramı vermeyi bazı haftalar unuturdu ama beni dövmeyi hiç aksatmazdı. Babam sayesinde iyi yetiştim.”

Ahmed, her ne söylese sesini bir türlü yetişkinlere ulaştıramaz. Ne annesi, dedesi ne de diğer yetişkinler, bir çocuğun cılız sesini kulak kabartacak kıymette görmemektedirler. Yetişkinlerin çocuklardan beklentisinin yüksek olması çocukların hayatlarını zorlaştırmaktadır. ‘‘Arkadaşımın Evi Nerede?’’ filminde, kuşaklar arası iletişimsizlik ile yetişkinlerin genç kuşakların hayatını yönlendirme konusundaki yoğun isteği görülmektedir.

Ahmed, Muhammed Rıza’nın evini ararken yolda karşılaştığı olumsuzluklara rağmen umudunu ve cesaretini hiç kaybetmez. Ahmed, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için ziyadesiyle çaba sarf etmektedir. Arkadaşının evini bulmak maksadıyla Ahmed’in adres sorduğu herkes onu yeni yollara sevk eder. Ahmed’in gecenin karanlığında karşılaştığı yaşlı bir adam, Rıza’nın evini bildiğini ve eğer isterse onu oraya götürebileceğini söyler. Karşılaştığı yaşlı adam vesilesiyle defteri teslim edeceği hususunda ümidi artan Ahmed, maalesef bu denemeden de Muhammed Rıza’ya ulaşamayarak eli boş döner. Bu sırada saat de geç olmuştur ve Ahmed’in en kısa sürede eve dönmesi gerekmektedir. Gecenin karanlığı, köpek sesleri, babasının kızacak olması ve defteri teslim edememesi gibi sebepler, Ahmed’te fazlaca baskıya ve korkuya sebebiyet vermektedir.

Ve Yaşam Sürüyor (Zendegi Va Digar Hich (1992))

Köker Üçlemesinin ikinci filmi; ‘‘Ve Yaşam Sürüyor’’

Film, araç geçiş gişe memurunun penceresinde başlıyor. Kiyarüstemi, filmin başlangıç sahnesi itibariyle bizi bir yolculuğa hazırlıyor. Geçiş ücretini ödeyerek gişeden geçen bir araçla filme dahil oluyoruz. 1990 yılında yaşanan büyük İran depremi sonrası çekilen film, depremin etkilerini, insanlar üzerindeki sosyolojik ve psikolojik yansımalarını ele almaktadır.

Bir baba ve oğulun içerisinde bulunduğu araba camından deprem felaketini aktarıyor yönetmen. Baba karakterimiz ‘‘Arkadaşımın Evi Nerede?’’ filminden tanıdığımız Ahmed’in hayatta olup olmadığını öğrenmek maksadıyla yola koyulmuştur.

Baba, yolculuk sırasında susayan oğluna içecek almak için yıkıntı binalar arasındaki marketin önünde durur. Çocuk kendisine soğuk bir içecek ararken duvar yıkıntıları altında kalmış sıcak bir kola görür ve onu alır. Daha sonra babasının uzattığı parayı bir taş parçasının altına koyan çocuk, sıcak kolasını içerek babasıyla beraber yolculuklarına devam ederler. Sahipsiz bir dükkân dahi olsa, yıkıntılar altından alınan kolanın ücretinin ödenmesi, evrensel insanın vicdanına ses olmaktadır.

Baba, yolculuk sırasında arabaya almış olduğu insanlara, depreme nasıl yakalandıklarını ve depremin onlar üzerinde meydana getirdiği etkileri sorar. Baba karakterimizin arabaya aldığı ve köylerde konuştuğu insanlar, depremin kendilerine verilmiş bir ceza olduğunu belirterek bunu kaza ve kader olarak adlandırmaktadırlar. Kurtulanlar kendilerini şanslı olarak görürken ölenlerin yakınları ise bu dünyada cezalandırıldıklarını düşünmektedirler.

Deprem sonrası yakınlarını kaybeden insanların hayata dair hızlı toparlanışı ve ekstrem telaşları bizleri şaşırtmaktadır. Deprem sonrası gerçekleşen dünya kupası maçları uğruna yaslarını unutuverir insanlar. (Sık sık deprem oluyormuş gibi bir izlenim ile boş vermişlik izlenimi oluşmaktadır.) Evlenmek isteyen gençlerin depremin yakın bir tarihte gerçekleşmesi gibi bir gerçeği göz ardı etmesi, izleyiciyi şaşırtacak cinstendir. Farhad’ın geçmiş olduğu yerlerde durum ne kadar kötü olursa olsun umutlar taptazedir. Hayata olan bağlılığın sımsıkı olduğu gerçeği ile günlük koşuşturmanın her şeye rağmen devam ettiği ve çiçeklerin açtığı görülmektedir.

Zeytin Ağaçları ALtında (Zire Darakhatan Zeyton (1994))

Köker Üçlemesinin üçüncü filmi; ‘‘Zeytin Ağaçları Altında’’

Serinin son filmi, yönetmenin dördüncü duvarı yıkarak gerçekçi bir yapıya büründürmesiyle ‘‘Ve Yaşam Başlıyor’’ filmine oyuncu seçimi gerçekleştirilmesiyle başlıyor. Yönetmenin asistanı Shiva Hanım, devrim sonrası yenilenen İran’ın modern ve eğitimli kadınını temsil etmektedir. (?)

Bu filme, serinin ilk yapımı olan ‘‘Arkadaşımın Evi Nerede?’’ filminin oyuncuları da yer yer konuk olmaktadırlar. Film içinde film olan ‘‘Zeytin Ağaçları Altında’’ ile ‘‘Ve Yaşam Başlıyor’’ filminin çekim süreci anlatılmaktadır.

Depremden sonraki gün evlenen Hüseyin ve Tahareh’in hikayesi konu edinmektedir. Gerçek hayatta ailesini kaybeden Tahareh babaannesi tarafından büyütülmüştür. Hüseyin, Tahareh ile evlenip onunla güzel bir yuva kurmak mücadelesi vermektedir. Hüseyin cahil bir kişilik olsa da kendini geliştirerek Tahareh’in gözüne girmeye çalışır. Filmde Hüseyin ile Tahareh evli bir çifti canlandırmaktadırlar. Hüseyin, Tahareh ile oynadığı sahneleri, yaptığı hatalarla fazlasıyla tekrarlatmaktadır. Tahareh, film dışında Hüseyin ile konuşmuyor ve ona karşı sıcak davranışlarda bulunmamaktadır. Bu durum, acaba Hüseyin, Tahareh ile gerçek hayatta geçiremeyeceği kadar fazla vakit geçirmek için mi sahneleri tekrarlatıyor diye seyircide şüphe uyandırmaktadır.

Yönetmen, Hüseyin’in başka birini neden tercih etmediğini sorduğunda Hüseyin, Tahareh’in okumuş ve bilgili biri olması sebebiyle onu tercih ettiğini söyler. Hüseyin cahil bir kadınla evlenmek istemediğini, çocuklarını eğitimli bir annenin büyütmesini istediğini söyler. Oysa Hüseyin’in kendisi de cahil biridir. Kendisini Tahareh için geliştirip eğitebileceğini bazı sahnelerde hem hareketleri hem de söylemleri ile ortaya koymaktadır. Filme ara verildiği sırada ekibe çay dağıtan Hüseyin, Tahareh’e çay getirip eğer evlenirlerse yine aynı şekilde kendisine çay getireceğini, kadın erkek eşitliğinden bahsederek diğer köylü erkekler gibi olmadığını anlatmaktadır. Tahareh, hiç tepki vermese de Hüseyin’in ona karşı fikirleri açıktır.

Filmin son sahnesinde Hüseyin, zeytin ağaçları arasında Tahareh’den olumlu veya olumsuz bir cevap almak için peşine düşer. Filmin sonunda Tahareh, Hüseyin’e bir cevap verir fakat bu cevabın olumlu veya olumsuz olduğu hususunda Kiyarüstemi, son kararı seyirciye bırakmıştır.

Düzenleme : YASİN ANDAÇ

Yayımlayan