Sen en çok sevdiğim , aynı zamanda en çok özlediğim, bir türlü vazgeçemediğim. Sabırla beklediğim. İlk gördüğüm an aşkını kalbime emanet ettim, adını da alnıma nakşettim. Beni üzsen de seni üzemeyişim, beni yıksan da tekrar dirilişim bundan. Aşkım büyüdükçe sorunlar küçülüyor, sorular anlamını kaybediyor. Ve ben beni üzmeyeceğin günü bekliyorum. Seni ben gibi seviyorum. Senin de beni sen gibi sevdiğini biliyorum.
Sevgimizin bizi kucaklamasını inatla ve büyük bir sabırla bekliyorum. Ben de babam gibi obsesif olabilir miyim acaba? Yoksa hayal kurup kendimi mi kandırıyorum? Senaristin bana kötü bir sürpriz hazırlamasından korkuyorum. Sanatçı kaprisi yapsam, senaryoya istediklerimi yazar mı acaba? Benim yerime başka bir oyuncuyu da alabilir uzun metrajlı ilk filmine. Benim kadar yetenekli ve kaprisli olmayan yeni bir oyuncu. Bilemiyorum.
Hayat ne kadar tuhaf ve anlaşılmaz oluyor bazen. Karmaşık görünüyor insanın gözüne. Yaşananları anlaması ve anlamlandırması zaman alıyor, yoruyor insan zihnini. Aslında büyük bir düzen içinde adım adım ilerliyor hayat, şaşmıyor; ama şaşırtıyor. Küçük dünyalarımızın o anlamsız ve yoran koşturması içinde unuttuğumuz ve daha korkuncu unuttuğumuz yerde öylece durduğunu sandığımız yaşam, bize inat kararlı adımlarla ilerliyor; koşmuyor belki ama asla da durmuyor. Başımızı kendi dünyamızdan çıkardığımız zamanlarda yaşamın şaşmadan ilerlediğini görüyor, şaşıran yine biz oluyoruz. Kurumuş dalları, dökülmüş yaprakları ile bıraktığımız bir ağaç, zamanı gelince yemyeşil yaprakları, beyaz çiçekleri ve olgunlaşmaya başlayan meyveleri ile selamlıyor bizi. Hem şaşırtıyor, hem de umutlandırıyor. Yaşanan tüm sıkıntıların, yokluk ve yoksunlukların gün gelip de gönül doluluğuna dönüşebileceğini anlatıyor görebilen gözlere. Biz sınırlı bilgimiz ve kapalı algılarımızla görebildiğimiz, çözebildiğimiz kadarını yorumluyor, gereksiz bir şekilde isyan ediyoruz ulaştıklarımıza ya da ulaşamadıklarımıza. Oysaki yaşanan her olayın birbirinden farklı cepheleri, nedenleri, sonuçları var. Bulunduğumuz yeri değiştirdiğimiz taktirde baktığımız da gördüğümüz de tamamen değişebiliyor. Senaryoyu filmleştirirken farklı açılardan çekim yapmak gerekiyor. Teknoloji bu anlamda da hayatı kolaylaştırıyor işte. Muamma sandıklarımız aşikar, yolun sonu dediğimiz yer yolun başı oluveriyor. Uzaktan bakıp da kuru bir dal sandığımız, yanına yaklaşınca ve sevgi sözcükleriyle sulayınca hayatımızda gördüğümüz en güzel çiçeğe dönüşebiliyor. Hayatı anlamak lazım ve de anlamlandırmak. Bir mesajı olmalı her filmin. Seyirciler perdede son sözcüğünü gördüklerinde yeni bir hayata adım atmalılar, hiçbir şey aynı kalmamalı. Kafalarında yeni düşünceler, kalplerinde sonsuz umutla başlamalılar kendi tek gösterimlik filmlerinde rol almaya. Dünya denen mükemmel seti hazırlayıp hayat adını verdiğimiz sonu gelmeyen filminde her birimize önemli roller veren senarist öyle olmasını istiyor. Oyuncularına güveniyor ve bu filmde her şey senaryoya bağlı görünse de doğaçlama ilerliyor.
Yaşanan her anı, acısıyla tatlısıyla bir film karesinde geleceğe taşımak. Onlardan aldıklarımızla daha bir zenginleşip yolumuzu ve yolu bizimkiyle kesişenlerin yolunu donatmak. Aceleye gelmiyor hayat sevdiğim. Özlediğine kavuşmak için yorulmak, çırpınmak ve en önemlisi özlediğini gerçekten hak etmek gerekiyor. Belki senin hak ettiğin de seni hak etmek için engebeli bir yolu yürüyor, yokuş yukarı çıkıyor. Beklemek gerekiyor, sabırla ve inatla. Kaplumbağa da yavaş ilerliyor ama hedefine mutlaka ulaşıyor. İlla tavşan olmak gerekmiyor. Aslında tavşanlar da fazla bir şey kaybetmiyor. Sevgili senaristim, bu kadar felsefe yeter. Mesaj vereceğiz derken seyirciyi kaçırmayalım istersen. Gişe başarısını düşürmeyelim.
Filmdeki en güzel diyaloğumuzu senaryoya sonradan ekledi senarist. Galiba bir de öpüşme sahnesi olacak, çok heyecanlıyım. Metni okurken gözlerime öyle bir baktı ki bunu beni mutlu etmek için yaptığını hissettim. Ona minnettarım. Filmi tamamlayınca ona minnettarlığımı gösteren güzel bir hediye almalıyım. Bir süre aramıyorum seni, sesimi duymana izin vermiyorum. Kaçan kovalanırmış ne yapayım, bu sefer de ben kaçıyorum. Mızıkçılık yapma sakın, beni kovalaman gerek. Oyunu kurallarına göre oyna ve kazan. Büyük ödül seni bekliyor.