Yapardı. Napolyon gibi bir adam bir son hamle yapardı ve yaptı da:
Napolyon Bonapart, Elbe Adası’na sürülmüştü ama bu sürgün normal bir sürgün değildi. Kalebentlik gibi Mithat Paşa’nın Taif’te bir kalede zincirlenmesi gibi değildi; anlaşma sonucu tahttan inmişti ve Elbe Adası’nda otonom bir kral gibiydi. Maiyeti vardı ve saygınlığı devam etmekteydi; gelgelelim ada İngiliz gözetimi ve kuşatmasındaydı.
Büyük taktik uzmanı Napolyon tekrar zekice bir plan yaptı. En sadık ve seçme 600 adamı ile küçük bir filo toparlamayı başardı. Asıl ana gemi İnconsant ve birkaç küçük gemi ile gecenin karanlığında adadan ayrıldı; küçük gemiler hedef şaşırtmak içindi. 1 Mart 1815’te Fransa güney sahiline çıkmayı başardı. Karaya çıkar çıkmaz yerel halk tarafından hızla desteklendi. Fransız halkı Napolyon’un başarılarını unutamıyordu ve Grenoble’da Napolyon’u tutuklamaya gönderilen birlikler, karizmasından etkilenerek onun safına katılmıştı.
Napolyon en öne geçer, silahsız şekilde kendisini tutuklamaya gelen birliğin komutanının önünde durur ve “Beni şimdi öldürecek misin asker?” diye sorar.
Birlik komutanı esas duruşa geçer, “Silahları indirin” emri verir ve birliği müthiş bir sevinç ile Napolyon’un arkasında saf olur.
Napolyon, “Yürüyün kahraman Fransız askerleri, istikamet Paris!” dedi. O dahil, her Fransız eski ihtişamlı zamanları özlüyordu.
Şimdi biraz sizi geçmişe götürelim:
Napolyon’a karşı 3. Koalisyon kurulmuştu (İngiltere, Avusturya, Rusya ve İsveç). Doğal olarak imparator bu koalisyondan hiç hoşlanmamıştı. İngiltere’yi işgal planından vazgeçip Avusturya üzerine yürüdü.
📜 Yıl: 1805
📜 Aylardan: Aralık
📜 Yer: Çekya, Brno yakınlarındaki Austerlitz kasabası
Fransız ordusu 73.000 kişiydi; birleşik Avusturya-Rusya ordusu 85.000 kişiydi. Napolyon bilinçli olarak kendi ordusunun sağ kanadını zayıf gösterdi; müttefikler tuzağa düşüp bu kanada yüklenince kendi merkezleri zayıfladı. Napolyon da karşı hamle yaparak stratejik Pratzen Tepeleri’ni ele geçirdi. Müttefiklerin merkezi iyice zayıflayınca, Napolyon birlikleri hızlı bir manevra ile araya girip rakip orduları ikiye böldü. Bu manevra rakip orduların birbiri ile irtibatını kopardı. Napolyon bu avantaj ile parçalara ayrılıp küçülen rakip birlikleri yüksek ateş baskısı ile ağır bir yenilgiye uğrattı. Avusturya-Rusya birlikleri 27.000 kayıp verirken, Napolyon 9.000 kayıp vermişti. Bu savaş, askeri okullarda ders olarak okutulmaktadır. Bu arada karşıda da çok sağlam ve yetenekli bir Rus generali olan Kutuzov vardı; ama Avusturya İmparatoru onun üstüdür, tavsiyelerini dinlememiştir. Avusturyalı generaller de Rus General Kutuzov’u pek dinlememişlerdir.
Napolyon savaş öncesi askerlerine şöyle der: “Bu savaşı bir günde bitirelim ki akşam rahat uyuyalım.” Aynen dediği gibi olmuş ve savaş bir günde bitmiştir.
İşte Fransız askerleri bu ihtişamlı günleri özlemekteydi.
10 yıl sonrasına, 20 Mart 1815’e döndük:
Napolyon’un 100 Günü başlamıştı. İmparator geri dönüyordu…
Ve istikamet, Paris’ti.
Bir varmış, bir yokmuş…