“Doğu ve Orta Doğu için bir geminin daha önce hiç getirmediği kadar fazla katliam, sefalet ve yıkım getirmiştir.”
Winston Churchill
Pek çok atasözü vardır: Kaçanın anası ağlamamış, erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır, itle dalaşma çalıyı dolaş… Doğru ya da yanlıştır; genellikle lokal olaylarla ilgilidir bu sözler. Fazla uzatmayalım çünkü Ahmet ile Mehmet’i 14 kişi kovalarsa dünya tarihi değişmez.
Ya mantığı genişletirsek? Birçok ulusun kaderini etkileyebilir mi? Bakalım:
Ya 2 kişi 14 kişiden kaçmıyor, 2 gemi 14 gemiden kaçmaya çalışıyorsa bu dünya tarihini etkiler mi sizce? Bence nadiren de olsa etkiler. Nereden mi biliyorum? Gerçeklerden 😊
Enteresan işler konusunda Mark Twain der ki:
“Gerçek kurgunun önündedir. Kurgu olabilirlikleri hesaplamak durumundadır. Oysa gerçeğin böyle bir zorunluluğu yoktur.”
1914 senesinde, 1. Cihan Harbi öncesi Akdeniz’de İngiliz ve Fransız donanmalarının hâkimiyeti vardı. Avusturya-Macaristan ve İtalya donanmaları da olmakla birlikte başat unsur, tüm dünyada olduğu gibi İngiliz Kraliyet Donanması idi. Henüz savaş da başlamadığından, Almanya’nın Akdeniz’e küçük dört beş gemilik filo yollaması onları rahatsız etmemişti. Gelgelelim hesap etmedikleri iki nokta vardı:
İlk konu; Almanlar teknolojide o dönemde de çok iyiydi. Özellikle yaptıkları “Goben” isimli savaş gemisi, 280 mm zırhı ile neredeyse İngiliz ve diğer tüm gemilerin (ki onlar 150 mm zırhlıydı) neredeyse iki katı sağlamdı. Yakın mesafeden bile fazla hasar almıyordu. Ayrıca top atışı menzili de epey fazla olduğundan, bir noktada istediği biçimde muharebeyi yönlendirme imkânı sağlıyordu. Uzun boylu, uzun kollu bir boksörün avantajı gibi bir durum söz konusuydu. Ve bu gemi, yaklaşık saatte 2 km maksimum daha hızlı idi. Bunlar en önemli faktörlerdi.
İkinci konu; Alman Amiral Souchon faktörüdür. Daha savaş başlamadan iki yıl boyunca dostane 80 civarında limana diplomatik ziyaret yapıp, akıntı, geçit, sığ yüzey taraması yapıp epey de istihbarat toplamıştı. Sezgisi de yüksek olduğundan, savaşın eli kulağında olduğunu biliyordu. Savaş başladığında “Acilen İstanbul’a git, kendini kurtar” emri geldiğinde, Fransa’ya ait Cezayir kıyısına yakındı. Emri bir süre görmezden gelerek buraları bombardıman etmeyi ihmal etmedi.
İngiliz donanması anında harekete geçti ve satranç oyunu başladı. Alman Amiral, İngilizlere yakalanmamak için sürekli manevra yapmaya başladı. Ama gemilerin yakıtı, yani kömür azalmaktaydı.
Amiral Souchon, hem kömür alacak liman arıyor hem sayıca fazla olan İngiliz gemilerinden kaçıyordu.
O sırada İtalya henüz tarafsız olduğundan, İngilizleri atlatıp Messina Limanı’na gelebildi. Ama bu defa da gene tarafsızlık gereği savaş gemisine kömür vermiyordu. Alman Amiral bu sorunu da şu şekilde zekice çözmeye çalıştı: Gece, Alman ticaret gemilerinden 400 gönüllü işçi ile 1.400 ton kömürü kendi savaş gemilerine yüklemeyi başardı.
İngilizlerin beş-altı gemisi de yetişmişti. Gelgelelim İtalya hâlâ tarafsız olduğundan, limana saldıramıyorlardı. Alman gemilerin İstanbul planından habersiz oldukları için (ki hâlâ Osmanlı Devleti de tarafsızdı) bunlar batı Akdeniz’den Cebelitarık Boğazı’nı geçip Almanya’ya kaçar diye tertibatı körfezin batısında alır; iş olsun diye körfezin doğusuna tek bir hafif ama hızlı Dublin gemisini koyarlar.
Amiral Souchon, asıl gelişmiş zırhlı Goben ve diğer hafif Breslau ile sola manevra yapınca Dublin, yetersiz silahlı olduğundan sadece takip edip diğer 13 gemiye durumu bildirebilir. 14 İngiliz gemisi takip mesafesini düşürse de, hatta bir İngiliz gemisi Breslau gemisi ile çatışmaya girince, Goben yan dönüp atış ayarlayınca İngiliz savaş gemisi geri kaçar. Amiral Souchon hızı artırarak takipten çıkar; Yunan adalarında kömür ikmalini de tamamlayıp Çanakkale Boğazı’na giriş yapar.
Artık Osmanlı sınırlarındadır. İngilizler bu iki gemiyi istese de Osmanlı Hükûmeti bu iki gemiyi satın aldıklarını açıklar. “Parasını ödeyip de vermediğiniz gemilerin yerine sayın.” der.
Yavuz ve Midilli ismini verdikleri bu iki geminin mürettebatı üniforma ve fes giyerken hiçbir mürettebat değiştirilmez. Amiral de paşa olur, donanmanın başına gelir. Yanına 9 da Osmanlı gemisi alan S. Wilhelm Souchon Paşa, Sadrazam Sait Halim Paşa’dan bile habersiz Karadeniz baskını ile onlarca Rus gemisini batırıp Sivastopol limanlarını bombalar. Böylece Osmanlı Devleti Cihan Harbi’ne girmiştir.
Bir varmış bir yokmuş.