Kendinle Barış, Hayatınla Barış: 2. Çakranın Sırları

Hoş geldiniz, Hoşa geldiniz..
Ve geldik ikinci bölümümüze… İlk bölümü bir göz atmanızı tavsiye ederim. İlk bölümde; İnsanı Anlamak! Kendini Anlamak dedik!
Şimdi ise; İlişkiler bir denklem işi diyerek yazıma başlamak istiyorum. 🙂

İnsanın özü birdir. Bütünden bire, birlikten bütüne doğru giden bir yolculuktur. Yerde ne oluyor ise gökte de tezahürü yansır. Gökte ne oluyor ise yerde de tezahürü yansır. Bu yaşamda gördükleriniz vardır, birde anlamlandıramadığımız görünmeyin ötesinde yaşanan başka bir sistem. İnsan olarak birbirimizden farklı gibi görünsek bile özümüze giden o yol aynı yerdir.

Her birimizin algılama yetisi başka alanlardan açılır. Bunu kişinin deneyimleri ve yolu belirler. Her bir insan kendi yolunu çizer, kendimize bir birimize benzemiyormuş gibi bir yerden baksak bile, her birimizi o özde olan unuttuğumuz içimizde aradığımız hal bizi aynı noktaya götürür. İnsanın dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun, aynı özden geldik. Önce yaşamda ayrışırız, sonra yaşamda bir olmak için ayrıştığımız yerden birleşmek için yola devam ederiz. Bu birlik hali bizim yaşamdaki yolumuzu güzelleştirir. İçimiz ne ise dışımız da odur. Sen içine ne ekersen yaşamda sana dışarı da onu yansıtır. Kendini dışarı da arama içeri de ara!

Bir önceki yazımızın son kısmında bir söz bırakmıştım; Dr. Alexis Carel’in; “İnsanın kişiliğinin, fiziksel varlığının ötesine gittiğine inanmak için birçok neden vardır. Bedenin sınırlarının cildin yüzeyinde bitmediğine, anatomik çizgilerin bitiminin bir varsayım olduğuna ve her birimizin kendi bedenimizden daha engin ve daha yaygın olduğumuz konusunda belirtiler vardır. İnsanın, kendi bedeninin sınırlarını her alanda aştığı açıktır.” der.

Sen bu dünyaya geldin. Bu alemde varsın. En temel ihtiyaçların olan yemek, içmek vb. İhtiyaçlarını karşılamak ilk başta yeterlidir. Sonra olan, doğduğun ailede en yakınların ile bağ kurarak büyümeye başlarsın. Artık çevrende annen, baban, ailene bağlı olduğun diğer insanlar etrafındadır. Kök Çakrada varoluş demiştik. Şimdi ise ikinci çakrada sen ve ben, biz ve onlar şeklinde şekillenmeye ve düşünceler, bilgiler yerleşmeye ve öğrenmeye başlarız.

En temelini düşünün anne ve babamızın bizlere öğrettikleri ile büyürüz. En yakınlarımızda olan kişilerin kendi öğrendikleri bilgileri, duyguları ve düşünceleri (modifikasyonları) aktarmaya başlarlar, bizim kendimizden algıladığımız duygu ve düşüncelerimiz ile şekillenmeye yapı taşlarını bir bir çıkmaya başlarız. Biz şimdi karşımdakini nasıl görmeye başladığım yere doğru ikililik dünyasına doğru yola çıkıyoruz. Örneğin; kişinin annesi ve babasından öğrendikleri ile kişi kendi benliğini oluşturmaya ve oraya aldığı verilerle duygularını ve düşüncelerini şekillendirmeye başlar. Kişi annesini ve babasını nasıl görüyor ise kişinin anne ve babasını nasıl göründüğü ile yola devam eder.

Svadistana Çakra (2. Çakramız ) duygu merkezimizdir. Ayrıca deneyimlerimiz de bu bölgede yani ( kalça bölgemizde ) yer alır. Bir kişinin geldiği yaş ve deneyimi kadar duygu ve düşüncesi vardır. Her bir deneyimi, duyguyu farkında olmadığın zaman sağlıklı çalışmadığı, sağlıklı ilişkiler kuramadığı yerde bu duygu ve düşünceler ikinci çakrayı az veya fazla çalıştırarak dengesini bozar. Yaşamda karşınıza çıkan her türlü deneyim bize bizi anlatır. Zorlandığın yerlerde, konularda, işin içinden çıkamadığın zamanlarda kendinle bağ kurmak, yaşadığın konularda dışarıyı suçlamadan iç pencerenden bakmak sana yardımcı olacaktır.

Sağlıklı bir Svadistana Çakra‘da kişi yaşamında sağlıklı bir şekilde ilişkiler kurmaya, duygularını tanımaya, yaratıcılığını ve cinsel enerjisinin sağlıklı yönlendirmeye başladığında kişi yaşamda sıkışmadan kolayca akar. Bir ırmağın, derenin yolu olmasa tıkansa bile vura vura orayı aşındırır ve yol yapar, o tıkanıklığı açar ve yolunda ilerlemeye devam eder. Aynı bir ırmak gibi sen kazdıkça konular çözülür ve kolayca akan enerji sistemi sağlıklı fizik, ruh, zihin bedeni ile yaşamında genişler ve büyür. Bizim yaşamdaki algılayış şeklimiz, yaşama bakışımızda 6. Çakra olan alın çakrası (Ajna Çakra) işin içindedir. Svadistana Çakra ikililik dünyasını oluştururken Ajna Çakra ile birlikte hareket eder. ( Örn, benim annemi veya babamı algılama şeklim gibi.. Ben ve diğerlerini kendi benliğimizle algılama şeklimizdir. )

Sakral veya Svadishthana Çakra, göbek deliğinin (alt karın bölgesi) 4 parmak altında bulunan bir enerji merkezidir, rengi turuncudur. Sakral Çakranın elementi su’dur. Svadhisthana, Hindu Tantrizmine göre ikinci birincil çakradır. Bu çakranın korku, özellikle de ölüm korkusu tarafından bloke edildiği söylenir. Bu çakrayı dengelemek yaratıcılığı, tezahür eden arzuyu ve güveni artırabilir. Duygular akar, hisler gelir, yaratıcılık ortaya çıkar, hayal gücün canlanır, cinsellik algın, bolluk ve bereket kaynağın buradan akar. İkinci Çakra olan Sakral Çakra (Svadisthana) konuları; Başkalarıyla ve Kendimizle ilişkilerimiz, duygularımız, yaratıcılığımızı ve cinsel enerjimiz ile ilgilidir. Sağlıklı çalıştığında ilişkilerimizde özgür ve güvende hisseder, hayattaki zevklerin tadını çıkarırız. Burası hareketin, duyguların, arzuların, isteklerin, cinselliğin, zevkin, hazzın, keşfetmenin bölgesi.

Sakral Çakranın dengesiz çalıştığında katılığa, donukluğa, bağımlılığa, zaaflara, iletişimsizliğe, kapalılığa ve isteksizliğe açılan kapılardır. Bedendeki yeri genital bölgededir. Fiziksel bedende böbrekleri, genital organları, dolaşım sistemi ve idrar yollarını, kasıkları ve kalçayı yönettir. Yaşamsal alanda karşılık bulduğu alanlar ise dış dünyayı, bedensel ve duygusal hazzı keşfetme, hayatın içinde rahat bir akışta olabilme yetisini geliştirmedir. Gölgeli duygusu suçluluk hissidir. Sakral Çakra fazla veya az çalıştığında diğer çakralara bağlı olarak enerji bedeninde ve fizik bedeninde uyaranları fark etmek, bunun üzerinde hem fizik bedeni hem de enerji bedeni üzerinde çalışmak çakraları dengelemeye yardımcı olacaktır.

Svadistana Çakra ikili ilişkilerin merkezidir. Hayatta kurduğumuz her türlü ilişki bu merkezden şekillenir. Aile ile olan ilişki, arkadaş, eş, çocuk, para, eşya, yiyecek aklınıza gelebilecek her türlü ilişki bu merkeze bağlıdır. Kişinin ilişkilerinde yaşadığı her türlü konular bu merkezi etkilemektedir. Öncelikle şunu unutmayalım. Çakralar tıkanmaz, çakra sistemi dengesi ya az çalışır, ya da çok çalışır. Diğer çakralarımızda bir birbirine bağlı olduğu için bütünlükte onlarda etkilenir. Her gün yeni bir güne uyandığımızı düşünürsek her gün bu merkezi dengelemek için çalışmalar yapabiliriz. Yaratım enerjisi bu merkezden aktığı için dengelemek için yapacağız çalışmalar size kaynak oluşturur. Resim çizmek, sevdiğiniz bir hobiyi üretmek, dans etmek, bir şeyi üretmek, yemek yapmak, fikir üretmek, iş üretmek, yüzmek vb. yaratıcılığını geliştirecek her türlü çalışma burayı dengelemek için yardımcı olacaktır.

Bedende enerji kanalları vardır. Biz sadece et beden olmadığımızı, görünmeyen arkasında çalışan büyük sisteminde içimizde yaşayan Prana Enerjisinin içimizde canlı olduğunu ve sadece bu beden ve zihin olmadığınızı bilin. İnsan içindeki potansiyelinin farkına varması ile yaşamda fark edemediği noktaları kırmaya başladıkça zemini yeniden şekillenir. Bunu kırmak her gün mümkün, her yeni gün yeni bir sen getirir. Bugün sen kim olmayı seçiyorsun. Hissettiğin o duyguları tanımasan bile bakmaya alan aç. Mutlaka cevabını alacaksın. Görünenin ötesinde görünmeyenin ve bilinmeyenin çalıştığını, bilinçaltında olanları kendinle çalıştıkça açığa çıkacağını göreceksin.

Sen bugün kim olmayı seçiyorsun. Sen bugün kendini nasıl yaratmak istiyorsun ? Yaşadıklarımızı değiştiremeyiz belki, ancak her gün yeni bir sen yaratabilirsin. Dünya değiştikçe, atmosfer değiştikçe, mevsimler değiştikçe sende değişeceksin, her gün yeni bir sen olmaya adım atabilirsin. Sadece kendine adım at. Kendini bilen yolunu bilir.

İnsanı Anlamak, Kendini Anlamak 1. Bölümü okumak için tıklayınız!