Yine böyle günler günleri kovaladı ve Can’ın ailesinin taşındığı bu evin yeni sahiplerinin taşınma vakti geldi. Bu evin yeni sahipleri, çocukları olmayan bir karı kocaydı. Onların bir kedisi ve bir de köpeği vardı. Eşyalar yerleştirilirken, Mıstık’i mutfak tezgahının üstünde gören evin hanımı Didem, Mıstık’a çok üzüldü. ” Sen buraya nasıl geldin, güzellik, perişan görünüyorsun. Ah, çok yazık,” dedi. Sonra onu elinden geldiğince temizleyip odasındaki kitaplığa oturttu ve ona: “Merak etme küçük dostum, ben bir bilgisayar mühendisiyim. Senin için bir şeyler yapabiliriz. Kim bilir, belki çalışıyorsundur da. Hem böylece hünerlerini de görebiliriz,” dedi.
Mıstık, duyduklarına çok sevindi ve heyecanla bekledi. O an teşekkür etmek, Didem’in boynuna sarılmak istedi ama insanlardan ve yapacaklarından korktuğu için hiç sesini çıkartmadı. Ancak, çok yoğun çalışan Didem bir türlü Mıstık’ı koyduğu yerden alamadı. Hep bilgisayarın başında olan Didem, onu her gün görüyor ama tamir etmiyordu. Önceleri bazen, “Ah, seni unuttuk burada, ilk fırsatta ilgileneceğim,” dese de çok meşgul olan Didem, Mıstık’ı bir süre sonra tamamen unuttu. Didem bir gün eşyalarını topladı ve telefonda konuştuğu kişiye iş için bir süre Amerika’da olacağını söyledi. Kocası da pilot olan ve sürekli seyahat eden Didem, seyahate çıkacaktı. Yani Mıstık yine yalnız kalacağını anladı. Bu onu çok ama çok üzdü. Artık bunun tamamen kendi şanssızlığı olduğuna karar verdi. “Benim bu dünyada sevenim, bir dostum hiç mi olmayacak?” dedi.
Evde yalnız başına, evin kedisi ve köpeği ile öylece kala kalan Mıstık, günlerce bekledi. Bazen küçük haylaz kedinin munzur oyunları dışında yanına yaklaşan, halini soran da olmadı. Artık kendisiyle bile konuşmuyordu. İçindeki ses bile sustu.
Ama bir gün, Didem’in evinin kapısı açıldı, içeriye bir kadın girdi. O esnada Mıstık çok korktu ve çok heyecanlandı çünkü son zamanlarda karşılaştığı herkes ya onu engelli olduğu için üzmüş ya da ona kötü davranmıştı. O artık yeni bir insanla karşılaşmak istemiyordu. Önce gelenin Didem olduğunu sandı ama bu Didem değildi. Kadın girer girmez, Didem’i telefonla aradı: “Tamam kızım geldim, ben kedini besleyeceğim, kumunu değiştireceğim, köpeğin de gayet iyi görünüyor, her şey yolunda gibi, çiçekleri sularım, bir kahve içer, çıkarım,” dedi. Sonra bu kadın, evi de temizlemeye başladı.Sıra Didem’in odasına geldiğinde ise: “Ah, benim güzel kızım, bütün gün çalışmaktan evi ile de ilgilenemedi, hala eşyalar kutusunda öylece duruyor,” diyerek odada bir köşede duran kutulara doğru gitti ve kutuların içinde duran eşyaları dizmeye başladı. Bir sürü kıyafet ve ayakkabıyı tek tek yerine dizdi.
Bazı eşyaları kitaplığa koyarken ise robot Mıstık’i fark etdi. “Bu ne biçim bir şey böyle, hiç Didem’in yapacağı gibi bir robot değil. Ay, pek de eski püskü bir şey ” deyip arkasından da Didem’i aradı : “Didem, “Bu ne?” diye sordu. Kitaplığında eski bir robot duruyordu. Kolu bacağı da bir tuhaf, bunu niye oturttun buraya böyle, ne sevimsiz! diye ekledi. Didem, “Ah anne, ben onu tamir edecektim, yoğunluktan unuttum,” dedi. Annesi de, “Kızım, bir sürü işin gücün var, meşgulsün zaten, uğraşma böyle şeylerle. Ben onu birine veriveririm. Aa, hatta sizin kapıcının bir oğlu vardı hani tekerlekli sandalyede, onu vereyim,” dedi. Didem çok meşgul olduğu için, “Sen bilirsin,” diyerek telefonu kapattı.
Mıstık ne olduğunu anladı ve çok üzüldü. Yine bir çocuk ve üstelik de çocuklarla yaşadığı kötü maceraları düşününce, Mıstık’ın tüm gövdesini sardı korkusu. Didem’in annesi işlerini bitirdi, tüm çöplerle birlikte kapıya çıktı, Mıstık’ı da bir poşetin içine koydu ve sonrasında her şeyi toplayıp kapının önüne koyuverdi. Mıstık, bu siyah poşetin içinde mutsuzluktan başına gelecekleri korkuyla beklemeye başladı. O an akşam çöpleri almaya gelen Ziya Bey, poşetin içinde çöpten farklı bir şey olduğunu fark etti ve apartmandan çıkmak üzere olan Didem’in annesine poşetin içindekinin çöp olup olmadığını sordu. Didem’in annesi de, “Çöp değil ama çok da yararlı bir şey de değil, isterseniz alıverin, sizin olsun,” dedi. Kapıcı Ziya Bey, “O zaman izniniz olursa, bunu ben alabilir miyim?” diye sordu. “Tabii, alabilirsin. Belki senin çocuklar oynar,” dedi Didem’in annesi.
Sonra Ziya Bey çöpleri toplayıp apartmanı sildikten, tüm işlerini bitirip bir de keyif çayını içtikten sonra, bodrum kattaki evine gitti. Kapıyı Ziya Bey’in 3 çocuğu ve onu çok seven sevgi dolu eşi Ayşe Hanım açtı. Babalarını, tüm çocuklar heyecanla karşıladılar. “Hepsi babam geldi!” diye sevinçten havalara uçuyorlardı. Tek tek öpmüştü hepsini, sonra hemen içerideki küçük odaya yöneldi. Yatağında camın kenarında öylece oturan küçük bir çocuk daha vardı. Ziya Bey, “Nedim oğlum, ben geldim,” dedi. Nedim de, “Duydum babacığım, hoş geldin,” dedi. Sonra babası, “Neyin var, neden üzgünsün?” diye sordu. Nedim, “Her zamanki şeyler babacığım, evde hiç mutlu değilim, dışarı çıkmak istiyorum,” dedi. Ziya Bey, “Bunu biz de çok istiyoruz ama daha önce çıktığında olanları hatırlıyorsun. Yaşıtların bazen acımasız olabiliyorlar. Sana söyledikleri yüzünden günlerce yemek yemedin, hasta oldun, çok korktuk. Hem ev güzeldir, bak kitapların var, kasetlerin var, filmlerin ve radyon da var. Gitarın da var. Bak bir de sana yeni bir arkadaş getirdim,” dedi. Sonra poşetinden Mıstık’ı çıkarıp, Nedim’e verdi.
Nedim, Mıstık’ı eline alır almaz yüzündeki bütün mutsuzluk gitti. Çünkü çok uzun zamandır kendisine bu kadar benzeyen bir arkadaşı olmadı. Bu arkadaş belki de onu anlayabilirdi, onun hayal kırıklıklarını tamir edebilirdi. Nedim önce robotuna elinden geldiğince bakım yaptı. Hırpalandığı belliydi. Onu bantlar ve kablolar sayesinde biraz da olsa tamir etmeyi başardı. Sonra onu iyice şarj etti. Açılmasını bekledi. Bir süre sonra üzerindeki ışıkların bazıları çalışmaya başladı. Mıstık, zaman geçtikçe Nedim’in ilgisi sayesinde iyileşiyordu. Bir süre sonra Mıstık robot, Nedim’e güvenebileceğini anladı. Çünkü yapıldığından beri ilk kez birisi ona bu kadar hassas ve kibar davranıyordu.
Devamı yarın!
5. Bölüm – 27 Nisan 2025 tarihinde saat 08:30’da yayında!